menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Herkes Haklı, Kimse Masum Değil

8 0
saturday

ahlaki çürüme, biz-öteki çatışması ve özeleştiri…

Bir sorun ortaya çıktığında sorunun kaynağını, sebebini ve ne olduğunu doğru tespit edip uygun çözüm yolunu bulmak doğru yöntemdir. Tabii mesele sorundan kurtulmaksa. Ancak böyle olmuyor.

Bugünlerde hemen her sohbette ortak teşhis ve yakınma konusu “ahlaki çürüme”. Buna itirazı olana rastlamak mümkün değil.

Peki sorunun kaynağı ne, sorumlular kim; sorunun çözümü ne, bundan kurtulmak istiyor muyuz? Bu sorular cevap-çözüm doğurmak yerine arınma ve kazanma fırsatına dönüyor. Hızlıca suçlu; şu ya da şunlar olarak tespit ediliyor. Böylece suçlu biz olmadığımıza göre hem arınıyor hem de ötekileri değersizleştirip mevzi kazanıp başarmış oluyoruz.

Uzun bir liste olacağı için doğru soru şudur:

Kimler böyle yapmadı? 

Adalet duygusunu yitirmediği için kendi mahallelerinde yalnızlaşmış, dışlanmış az sayıda insan.

Dini, politik, etnik, ideolojik çevrelerde; sanat ve medya dünyasında birbirine tepki olarak doğan, birbirinden farklı oldukları iddia edilen yapı ve oluşumların neredeyse tümünde şunlar yaşandı:

Kendi iddialarıyla çelişme,

Kendi iddialarıyla çelişme,

Kendi kutsallarını, çıkarları için istismar etme,

Kendi kutsallarını, çıkarları için istismar etme,

Ahlaki ilkelerin kazanç-çıkar için yok sayma.

Ahlaki ilkelerin kazanç-çıkar için yok sayma.

Bu noktada toplum nasıl karşılık verdi? Bu soru yanlış, çünkü içinde yaşadığımız topluluk bir toplum özelliği taşımıyor. Zira en acı ya da en kıvançlı durumda bile ortak tepki veremeyen, bunları hızlı ve coşkulu biçimde çatışma fırsatına çeviren düşman kesimlerden oluşan topluluktan toplum çıkmaz.

O zaman soruyu tekrar kuralım:

Çürümenin ortaya çıktığı yapı ya da oluşumların; mensupları ya da taraftarları nasıl tepki verdi? Hemen hepsi birbirine benzer tepkiler verdi:

“Bu çürümenin sorumlusu biz değildik.........

© Fikir Coğrafyası