Bedenin hafızası, toplumun onarımı
Hiçbir poliklinikte, masanın karşısına yalnızca kan değerleri, röntgen görüntüleri ve kronik hastalık tanılarından oluşan bir beden oturmaz. Koca bir hayattır cevap bekleyen.
Edip Cansever’in “Masa da Masaymış Ha” şiiri misali muayene masası hayata dair iz düşümdür. Kentin gürültüsü, geçim sıkıntısı, iş yerine güvensizlik, yarın kaygısı, yalnızlık, uykusuzluk, sofraya ne koyabildiği ya da koyamadığı, hasılı serde ne varsa laboratuvar rakamları ve muayene bulguları ile dile gelir.
Hekimlik tam da biyolojik olanla toplumsal olanın birbirine değdiği o yerde konumlanır…
Beden, hafızadır. Yaşadığımız coğrafyanın, soluduğumuz havanın, ulaşamadığımız sağlıklı gıdanın, çalışma koşullarımızın ve maruz kaldığımız cümle stres ve eşitsizliklerin çetelesini tutar.
Biyokimya yalan söylemez; stresi bastırmaya çalışan bir hormon salınımı, derinleşen bir uykusuzluk ya da sebebi bir türlü bulunamayan o yaygın ağrılar, aslında toplumun yaralanmışlığına bedenin verdiği tanıdık yanıttır.
Biyopolitik mekanizmalar insanı bir nesneye, sağlığı ise piyasa içinde alınıp satılan bir hizmete indirgedikçe; ne hazin ki tıp, semptomları bastıran ama kökteki yara ile bağı koparan mekanik bir sürece sürüklenmekte.
Oysa sağlık, yalnızca........
