menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Trump’ın Hürmüz ablukası ve bumerang etkisi

39 0
15.04.2026

ABD ve İran heyetleri arasında Pakistan’da yapılan görüşmelerden bir sonuç çıkmaması üzerine ABD Başkanı Trump’tan Hürmüz Boğazı’nı abluka altına alma hamlesi geldi. ABD ve İsrail’in kendisine karşı başlattığı savaşta İran’ın elindeki en önemli kart, küresel enerji (petrol ve doğal gaz) ihtiyacının yüzde 20’sinin geçiş yolu olan Hürmüz Boğazı üzerinde sağladığı kontroldü. ABD’nin bu abluka ile kısa vadede İran üzerindeki baskıyı arttırmak ve İran’a kendi taleplerini kabul ettirmek istediğine şüphe yok. Ancak savaşın başından bu yana en öncelikli hedefi Hürmüz Boğazı’nı açık tutmak olan ABD’nin bu hamlesinin zaman uzadıkça bir bumerang etkisi göstermesi de kaçınılmaz görünüyor. Öte yandan ABD’nin bu hamlesine Direniş Ekseni içinde yer alan Yemen’deki Husilerin yine küresel enerji arzının yüzde 5-6’sını sağlayan Babül Mendeb’i kapatarak sonuçları özellikle Avrupa için daha da ağırlaştıracak bir yanıt vermesi de sürpriz olmayacaktır. Bütün bu gelişmeler karşısında Türkiye’deki Erdoğan rejimi, sorunu İsrail’den ibaret gören/gösteren bir tutum ortaya koyarak ABD emperyalizmi karşısındaki bağımlılık ilişkilerinin üstünü örtmeye çalışıyor.

ABD ve İsrail’in İran’a karşı 28 Şubat’ta başlattığı savaşın bugüne kadar ortaya çıkardığı sonuçlara dair genel bir değerlendirme yapmak gerekirse şunlar söylenebilir: 

Birinci olarak; ABD ve İsrail’in, İran’ın dini lideri ile molla rejiminin askeri ve politik olarak öne çıkan isimlerini öldürerek kısa sürede rejimi devirme planlarının tutmaması, aldığı darbelere rağmen İran’daki rejimin lehine sonuçlar üretti. İsrail’in Gazze işgali, Lübnan Hizbullah’ına yönelik saldırıları ve Suriye’deki Esad/Baas rejiminin düşmesi Direniş Ekseni’ne ciddi darbeler vurmuştu. Zaten İran rejiminin kısa sürede devrileceği beklentisi de bu gelişmelerin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştı. Ancak İran’ın ABD ve İsrail’in saldırılarına karşı etkili yanıtlar vermesi, Direniş Ekseni’nin de yeniden toparlanmasını sağladı. 

ABD ve İsrail’in Lübnan dosyasını (Hizbullah) İran ile yapılan müzakerelerden ayırma hamlesini de bu gelişmelerin bir sonucu olarak okumak gerekiyor. İran rejimini devirme hesabının tutmadığı koşullarda en azından Lübnan Hizbullah’ının silahsızlandırılmasını sağlamak ve özellikle İsrail için öncelikli bir sorunu ortadan kaldırmak istiyorlar. İsrail ve Lübnan yönetimi arasında ABD’de başlatılan müzakerelerin asıl hedefi bu ama askeri, siyasal ve sosyal gücü dikkate alındığında bu yönde alınacak bir kararın Hizbullah’a rağmen uygulanması oldukça zor görünüyor.

Savaşın ortaya çıkardığı önemli sonuçlardan biri de Körfez’deki Arap rejimlerinin yüzlerce milyar dolarlık........

© Evrensel