menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İran halklarının zorlu sınavı

67 30
14.01.2026

İran’da riyalin yüzde 40’ı bulan değer kaybı ve yüzde 60-70’leri bulan enflasyon nedeniyle iş yapamaz hale gelen Tahran ‘Büyük Çarşı’ esnafının 28 Aralık’ta başlattığı eylemler, İran’ın farklı eyaletlerinde onlarca kente yayılarak devam ediyor. Ancak başta molla rejimindeki yolsuzluklara, gelir eşitsizliğine, işsizlik ve yüksek enflasyona karşı ekonomik talepler etrafında başlayan protestolar giderek rejimin kendisini hedef almaya başladı ve rejimin de buna müdahalesi giderek sertleşti. İlk başlarda her ne kadar Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan “Eylemcilerin sesini duyuyoruz” gibi tansiyonu düşürmeyi amaçlayan açıklamalar yapmış olsa da eylemlerin giderek yayılmasında ve gerilimin tırmanmasında halkın geçmiş deneyimlerden de yola çıkarak rejimin bu sorunları çözeceği konusunda umudunun tükenmiş olması yatıyor. İnternete erişimin büyük oranda kısıtlanması nedeniyle gelişmeler konusunda sağlıklı bilgi almak oldukça zor. Bazı kaynaklar, rejimin eylemleri şiddet yoluyla bastırmaya çalışması nedeniyle yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği ve binlerce kişinin tutuklandığını bildiriyor. Öte yandan eylemlerde şaha destek sloganlarının atılması ve ABD ile İsrail’in müdahale tehdidi, İran’daki siyasi belirsizliği daha da büyütüyor.

İran’da son eylemler ve olası sonuçlarına geçmeden önce 2019’dan bu yana oldukça sıklaşan protesto dalgalarını ve bu eylemlerden neden sonuç alınamadığını anlamak bakımından birkaç noktaya işaret etmek gerekiyor:

Birinci olarak, İran’da ABD ve Batılı emperyalistlerin yaptırım ve ambargolarını aşmak amacıyla kayıt dışı ekonomi bizzat devlet eliyle yürütülüyor. Bir nevi ‘savaş ekonomisi’ olarak tanımlanabilecek bu ekonomik tablo hem büyük tekellerin ve hem de devlet kurumları içindeki oligarşinin ülkedeki ekonomik durumun aksine giderek zenginleşmesine yol açıyor. Halkbank davası, Erdoğan iktidarının da kendi ekonomik çıkarları temelinde taraf olduğu ABD emperyalizminin ambargosunu aşmak amacıyla oluşturulan bu kayıt dışı ekonomi ve yarattığı zengin tabakanın (Reza Zarrab vb.) tipik bir örneğini oluşturuyor.

Bu çürümüş burjuva-oligarşik yapıyla da bağlantılı olarak devlet en temel altyapı hizmetlerini bile yerine getiremiyor ve halkın yaşam koşulları da giderek kötüleşiyor. Bu durum en basit ekonomik talebin bile giderek rejime yönelik bir tepki ve öfkeye dönüşmesine yol açıyor. Bu nedenle son eylemler,........

© Evrensel