İşçi sınıfı sosyal saldırılara karşı sessiz mi kalacak?
Avrupa’nın en büyük ekonomisine sahip Almanya’da şu sıralar işçi sınıfının kazanılmış sosyal haklarının budanmasına dair hararetli bir tartışma yaşanıyor. Başbakan Friedrich Merz’den başlayarak sermayenin bütün sözcüleri, işçilerin kalan sosyal haklarının da budanması, çalışma yaşamının kuralsızlaştırılması ve her düzeyde ucuz çalışmanın yaygınlaştırılması çağrısında bulunuyor.
Bir süredir “reform sonbaharı” adı altında değişik kesimler tarafından sosyal hakların gasbı yönünde yapılan öneri ve açıklamalar, koalisyon hükümetinin büyük ortağı, Merz’in de başkanlığını yaptığı, Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) Partisinin uzantısı sermaye örgütü Ekonomi Konseyi (Wirtschaftsrat der CDU) tarafından bir rapor halinde yayımlandı. Rapor adeta sermayenin değişik fraksiyonlarının üzerinde uzlaşmaya vardıkları bir “manifesto” niteliğinde. Adına da “Almanya’da işçiler için ajanda” (Agenda für die Arbeitnehmer in Deutschland) denildi.
Liste halinde ilan edilen taleplerde, işçi sınıfı ve emekçilere daha uzun, daha ucuz çalışma dayatılırken, sermayeden alınan vergilerin düşürülmesi öne çıkıyor. İşsizlik parası süresinin iki yıldan bir yıla düşürülmesi, emeklilik yaşının yükseltilmesi; bakım, hastalık, kaza sigortalarında yeni düzenlemeler yapılarak prim ödedikleri halde emekçilerin hizmetlerden yararlanması istenmiyor. Sonuçta artan askeri harcamalar ve borçlanmanın faturasının emekçilere kesileceği açıkça ilan ediliyor.
Söz konusu belgede ücret yan giderlerin yüksek olması bir “Alman sorunu” olarak nitelendirilerek şöyle deniliyor: “1960’a kadar sosyal güvenlik katkı payı yüzde 25’in altındaydı. 1974’e kadar yüzde........
