menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

NATO Zirvesi ve kamu yönetimindeki baskıcı dönüşüm

49 0
28.06.2026

Ankara Valiliği, NATO Zirvesi kapsamında bu gece yarısından, 10 Temmuz gece yarısına kadar geniş çaplı yasaklamalar getirmişti. Kararla 13 gün boyunca açık ve kapalı alanlarda toplantı, gösteri yürüyüşü, basın açıklaması, oturma eylemi, miting, stant açma, bildiri dağıtma, afiş ve pankart asma yasaklandı. Şafak baskınları sonrasında, çok sayıda yurttaş tutuklandı. Gözaltı ve tutuklamaların gerekçesi: NATO Zirvesi karşıtı eylemler yapabilirler, dolayısıyla Türkiye'yi terörle anılan bir ülke durumuna düşürebilirler…

Kapsamlı yasaklama kararını 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. maddesine dayandıran Ankara Valiliği, bir yandan kendine belirli bir etkinliği yasaklama yetkisi veren düzenlemeyi çok kapsamlı bir kapatma kararının gerekçesi yaparken, diğer yandan bu yasanın kapsamında olmayan bildiri dağıtma, afiş/pankart asma gibi konuları da listeye ekledi. İfade özgürlüğü ve protesto hakkını ortadan kaldıran bu durum, Ankara’daki kamu çalışanlarını ‘NATO Zirvesi boyunca evde tutma’ emriyle oluşan atmosferi daha da ağırlaştırmış durumda.

Ankara Valiliğinin kararı, Erdoğan rejiminde il ve ilçe düzeyindeki kamu yöneticilerince uygulanan yönetme biçimiyle uyum ve süreklilik içeriyor. Dikkatlerin yargının yürütmeye tabi kılınmasına odaklandığı içinden geçtiğimiz günlerde, tarafsız bürokratlar olarak gösterilmelerine büyük özen gösterilen vali ve kaymakamların, iktidar güdümündeki tutumları ve bu durumun siyasal anlam ve arka planı üzerinde düşünmekte fayda var.

Baskı sürecinde kamu yönetiminin rolü

Baskıcı rejimler üzerine yapılan tartışmalarda genellikle iktidarların rakiplerini nasıl havuç ya da sopa ile ikna ettiği, siyasal rekabeti nasıl kontrol altında........

© Evrensel