Sol Partinin ‘Yan Yana’ buluşması ve sorular
Türkiye’de siyaset özellikle ‘rejime muhalefet’ skalası açısından önemli sarsıntılara sahne oluyor. Saray rejiminin devlet gücüyle siyasal alanı adeta muhalefetsizleştirmeye dönük sistematik baskısının en kapsamlı örneğini CHP’ye yapılanlardan gördük. Sonuçta ana gövdesi partiden ayrılmak durumunda kaldı ve Yeni Parti kuruldu. Bu durum elbette ki sadece CHP ya da Yeni Partiyi ilgilendiren bir zeminde değerlendirilemez. Rejimin kurumsallaşması yolunda attığı her adım, muhalefetin irtifa kaybetmesi sonucunu da üretmiş oluyor. Sadece rejim baskısı değil, elbette daha temel başka nedenleriyle de birlikte sol-sosyalist hareket (siyaset) de söz konusu olumsuz tabloyu yaşıyor. Toplumsal etki gücü, sınıfsal kitlesel örgütlülüğü bakımından solu iyimser kılacak bir görüntü ve de gerçeklik yok. Genişçe tartışılmaya muhtaç bir durum bu. Ama ilk etapta bu gerçekliğin kabulü gerekiyor tabii ki. Var mı peki? Olduğunu görüyoruz. Mesela, ‘Birleşik mücadele’ çağrısı yapanlar var. Bu çağrıyı yapan her kimse, sol/siyasetin etkinlik alanının istenen düzeyde olmadığını ve hamle yapmaya ihtiyaç olduğunu kabul ediyor demektir. Sol Parti de bir süre önce aldığı merkezi bir kararla bu ihtiyaca vurgu yaptı ve bu meseleye dair yoğunlaşacağını ilan etti. Bu doğrultuda organize edilen ‘Birleşik Muhalefet Yolunda Yan Yana’ isimli buluşmaların İstanbul’daki ayağı da 26 Temmuz’da Beyoğlu Ses Tiyatrosu’nda gerçekleştirildi.
Doğal olarak Sol Partililerin ağırlıkta olduğu toplantıda gençliğin oldukça sınırlı katılımı göze çarpan ilk şeydi. (Kullandığımız fotoğrafın da gösterdiği gibi) 80 öncesi siyasetle ‘iltisaklı’ olduğu anlaşılan ‘ak saçlılar’ın ağırlıkta olduğu bir profil vardı. Hemen her sol toplantıda gözlemlenebilecek bu tablo başlı başına bir sorun ve göründüğünden çok daha önemli…
Bütün konuşmaların ana ekseni Saray rejiminin ülkeyi ve halkı getirdiği malum duruma dairdi. Ekonomik kriz, yoksulluk, doğanın talanı, geleceksizlik, emek sömürüsü, işsizlik… Anayasal rejim yok edildi denildi ve en acil sorunun rejim sorunu olduğu vurgulandı. En özet haliyle; gidişat kötü ve bununla tek başımıza başa çıkamayız, yan yana gelmek gerek. Partinin önemli isimlerinden Hayri Kozanoğlu mesela, “AKP rejiminin değişmesini istiyoruz hepimiz ama karşımızdakiler emperyalizmden de icazet alarak değişmesin istiyorlar. Sade yurttaşlar nasıl Gezi’de, 19 Mart’ta bir araya geldiyse, daha uzun vadeli bir araya gelinmesini istiyoruz...” derken, çağrının esas hedefini de tarif ediyordu........
