menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

2026 Newroz’una giderken Kürt dinamiği: Kürt baharından bir büyük halk selamı!

59 0
17.03.2026

Hayatın karmaşık, anlaşılması zor, şaşırtıcı, değişen, dönüşen farklı halleri karşısında korkup ürken ya da sevinen insan, bu bağlam içerisinde yaşamını düzenlerken çeşitli simgelere ihtiyaç duydu. Bazılarına kutsallık da dahil çeşitli anlamlar atfedilen böylesi simgeler, yüzyıllar boyunca farklı kültürlerin veya farklı toplumların ortak veya benzer paylaşımlarının, törenlerin, ritüellerin… konusu, unsuru olageldi. Güneş, ay, su, ateş, vb…

Tabiat ve mevsimlerin döngüsündeki bazı eşikler de uzun süre bunları benzer şekilde deneyimlemiş insan toplulukları tarafından yine benzer kültürel kodlarla simgeleştirildi. 21 Mart örneğin… Kuzey yarımkürenin önemli bir bölümü için baharın başlangıcı, gündüz ve gecenin, karanlık ve aydınlığın eşitlendiği bir eşik olarak kabul görüyor. Sonrasında, kıştan çıkan doğa canlanacak, en bereketli faza evrilecektir. Mezopotamya’dan Kafkasya’ya, Balkanlardan Orta Asya’ya kadar uzayan coğrafyada, birçok halkın, 21 Mart’ı Nevruz, Novruz, Nevrûz, Sultan Nevruz, Çılpazi, vs. isimler altında “Bahar bayramı” olarak kutlamasının temeli de buradan şekilleniyor olsa gerek.

Folklorik Newroz’dan politik Newroz’a…

Bölgenin kadim halklarından olan Kürtlerde ise Newroz’a, doğanın dirilişiyle sınırlı olmayan bir anlam atfedilmiştir. Mitolojik boyutuyla Newroz’un dayandırıldığı efsanede olduğu gibi… Nasıl Demirci Kawa zalim Dehaq’a karşı Ninova kalesinin burçlarında yaktığı meşaleyle halkını özgürlük mücadelesine, Newroz’a, yani ‘yeni gün’e çağırmışsa; Kürtlerin diriliş ya da var oluş mücadelesi de doğanın dirilişinin yani ‘Bahar bayramı’ vasfının önüne geçiyor Newroz’larda. Kendi ulusal varlığını yansıtmaktan başlayıp onun politik örgütsel düzey ve pozisyonundan sosyo/politik ihtiyaçlarına kadar uzayan bir dizi başlıkla somutlanan ispat ve teyit mücadelesinin yansıtıldığı bir arena, bir kürsü oldu Newroz… Bu mücadele büyüdükçe Newroz’un politik boyutu da giderek büyüdü. Türkiye’de 90’lardan beri yükselen ulusal mücadeleyle paralel olarak giderek hegemonikleşen politik boyut, folklorik bir bayramı, (onun folklorik unsurlarını da kapsayarak elbette) politik bir gösteriye dönüştürdü. Bayrama gidenler ise esasında politik bir eyleme ya da gösteriye gidiyorlardı artık. Yıllardır tanık olduğumuz Newroz’lar, hep bir mücadelenin, özgürlük arayışının, ulusal kimlik beyanının dışa vurulduğu, dolayısıyla politikleşmiş eylem/etkinlik niteliğiyle öne çıktı, yaşandı.

Kürtlerin Newroz’unu diğer halkların isimleri muhtelif bahar bayramlarından ayıran bu mücadele kürsüsü olma özelliğinin temel dinamiği, elbette onlara yaşatılan somut ve güncel gerçeklikten başka bir şey değildir. Kürtlere biçilmiş “yoktur, hükümsüzdür” kimliksizliğinin temellendirdiği mücadele yükseldikçe, Newrozlar da doğal olarak Kürtlerin “varım, varız” dedikleri günler haline geldi. Ulusal varlığını ispatlayıp teyit ettirmek, Newroz’un temel karakteristiği oldu. Bu bakımdan her Newroz’da gündeme getirilen “Newroz/Nevruz kime aittir?” sorusu, farklı esprilerle de olsa 21 Mart’ın çeşitli ulus ve halklarca kutlanıyor olması gerçeğince anlamsız kılınsa da “Kim kimin ulusal varlığını, dilini, renklerini, değerlerini inkâr etti?” sorusu, anlam ve önemini hep koruyacaktır. Ta ki bu soru, onu soranları tatmin edici gelişmelerle, değişim ve dönüşüm içeren çözümlerle anlamsız kılınana kadar… Newroz da belki o zaman politik kostümlerine bu ölçüde ihtiyaç duymayarak salt bir bayram hüviyetiyle Kürtlerin ve dostlarının tililileriyle, halaylarıyla yeniden biçimlenebilecektir.

Efsanenin yaşayan özü

Evet, efsaneden bugüne uzayan toplumsal gerçeklik, Newroz’u, bir ‘eski zaman hikâyesi’nin çeperlerinden aşırtıp günümüzün tam ortasına........

© Evrensel