menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ateş düştüğü yeri mi yakar gerçekten?

17 18
25.01.2025

Bir acı, ölüm, kaza, felaket yaşandığında söylenir hep “Ateş düştüğü yeri yakar” diye. Gerçekten öyle mi? Ateş sadece düştüğü yeri mi yakıyor, bütün bir oteli, bütün bir ormanı, bütün bir insanlığı da yakmıyor mu?

Yangın sırasında insanların pencerelerden atlayarak kurtulmaya çalışmasını, “Kurtarın bizi”, “Bebek var” feryatlarını duyunca, 6 Şubat depremi ve enkaz altından “Kurtarın, çıkarın bizi” çığlıkları doluştu zihnime. Depremde enkaz altında kalan binlerce insanın göz göre göre, bağıra bağıra ölüme gönderilmesi… Depremin hemen ardından askerler, maden işçileri, kurtarma ekipleri bölgeye hızla gönderilse, iş makineleri, kurtarma ekipleri sevk edilseydi, uzmanlara göre ölümlerin en az yarısı engellenebilirdi… Hepimizin, tüm insanlığın gözü önünde, insanlar enkaz altında bağıra bağıra öldü, aslında insanlık öldü deprem bölgesinde…

***

Grand Kartal Otelinde de “Bebek var”, “Kurtarın bizi” diye diye öldü insanlar, karne hediyesi olarak kar tatiline götürülen en az 36 çocuk. Anne babaları, kardeşleri, arkadaşları ile… En az dört otel emekçisi de alınmayan önlemler, yapılmayan denetimler uğruna, birilerinin kasası dolsun diye koparıldı yaşamdan.

HDP Eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, T24’e gönderdiği yazıda diyor ya “…Hep birlikte izliyoruz, boğula boğula ölüyoruz hep birlikte. ‘Bebek var!’ diyor adam, hiç değilse o yaşasın istiyor. İçeride bebek var, yangının orta........

© Evrensel