menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Asıl hedefi ıskalamak!

68 0
21.03.2026

Bugün bayramın ikinci günü… Ancak ne Türkiye’de ne de coğrafyamızda bayram havası var.

ABD ve İsrail’in, reddedilen 1 Mart tezkeresinin yıl dönümü arifesinde, 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı saldırılar, giderek genişleyen bir savaşa dönüşmüş durumda. Washington ve Tel Aviv yönetimleri, saldırganlığa, kan dökmeye ve yıkıma doymuyor.

“Gemi azıya alan” ve arkasını ABD’ye yaslayan İsrail, yalnızca İran’ı değil; Lübnan başta olmak üzere kendisine karşı olduğunu düşündüğü tüm bölge ülkelerini hedef almayı sürdürüyor.

ABD Başkanı Trump ise bu saldırganlığı “İran’a demokrasi getirmek” söylemiyle meşrulaştırmaya çalışıyor. İran’ın dünya için tehdit oluşturduğu iddiasını ısrarla sürdürüyor. Bu söylem, 2003’te Irak’ın işgaline gerekçe yapılan “kitle imha silahları” yalanını hatırlatıyor hepimize.

Ancak bu kez itirazlar sadece dışarıdan değil, içeriden de yükseliyor.

Trump’ın bizzat atadığı Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent’in istifası, bu açıdan dikkat çekici. Kent, istifa mektubunda açıkça şunları söylüyor:

“Bize sunulan istihbarat ve analizler, İran’ın ABD için yakın ve kaçınılmaz bir tehdit oluşturduğunu ikna edici biçimde ortaya koymamaktadır. Buna rağmen yürütülen askeri operasyonlar, savunma değil saldırı niteliği taşımaktadır.

Diplomatik kanallar tüketilmeden savaş seçeneğine başvurulması, yalnızca bölgesel istikrarsızlığı derinleştirecektir…

Sahadan gelen raporlar, operasyonların en ağır bedelini sivillerin ödediğini açıkça........

© Evrensel