menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yüzyılın insanı!

34 0
03.07.2026

“İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan müesses nizam çöküyor”. Son dönemde sıkça duymaya başladığımız bir yorum bu. Özellikle 2008 ekonomik krizi sonrası hızlanan bu çöküşün en önemli dayanağı ise ‘kurallı’ olduğu varsayılan dünya düzeninin artık ‘kural tanımaz’ bir hal aldığı önermesi. Gücü olanın, punduna getirenin işini gördüğü ve hesap vermediği yeni bir müesses nizam belki de! Ama bu ‘yeni düzen’ bir anda ortaya çıkmadı. Kurcalasak elli yıllık bir mazisi vardır belki, yine de 1990’lardan sonra ufak ufak buraya geldiğimizi söylersek hata yapmış olmayız. Sovyetler Birliği ve sosyalist blokun çözülmesi sonrası ‘sonsuza dek’ sürecek zaferini ilan eden neoliberalizmin hiçbir vaadini yerine getiremeden silinip gitmesiyle ortaya çıkan boşluğu arsız yeni sermayeyi temsil eden popülist sağcılar dolduruyor her yerde. Peki, bu çağın insanına ne oluyor?

Kuşkusuz, binbir belirleyenin iç içe geçtiği bu dünyada ‘Çağın insanı şudur’ diye bir tanım yapmak abesle iştigal olacaktır. Klasik dönemin romanlarını büyük yapan şeylerden birinin de bu olduğunu düşünmüşümdür hep. Daha az karmaşık, sınıfların, kültürlerin ve yaşam biçimlerinin daha net birbirinden ayrıldığı bir dünyada yazılan romanlara bakıp ‘işte çağının insanı’ diye tanımlamak kolay olsa gerekti! O çağın sadeliğine göre, romanlardaki insanları daha karmaşık gelmiştir bana oysa. Halbuki bu çağın karmaşası içinde ‘modern’ romanların kahramanları daha basit, tek düze gibi. Bunu ‘edebi’ bir eksiklik olarak da söylemiyorum.

Böyle karakterlerin yer aldığı yakın dönemde yayımlanan iki romandan bahsedeceği kısa kısa bu hafta. İlki İthaki Yayınları’ndan H. Can Erkin çevirisiyle yayımlanan Sayaka Murata’nın tartışma yaratan kitabı “Kasiyer”. Yazarın 2016’da yayımlanan romanının kahramanı Keiko, başka bir yol için fırsatı ve zekası olmasına rağmen on sekiz yıl boyunca markette çalışmayı seçen bir kadın.........

© Evrensel