menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Madem ki yol budur!

30 0
22.05.2026

Malum, bildiğimiz evren sürekli genişliyor. Belki bu bilgiden, belki değil ama George Lucas’ın 1970’lerin ikinci yarısında kurduğu ve uzayı sonsuz bir olanak olarak tasarladığı “Star Wars” evreni de genişlemeye devam ediyor. Orijinal serinin uzun bir aranın ardından 2000’li yılların başında tamamlanması yetmedi. Yeni üçlemeler ve filmlerdeki karakterlere dair ayrı anlatılar birbiri ardına çıktı seyirci karşısına.

Bunda yayın haklarının sahibi olan Disney’in dijital bir platform kurarak seri üretime geçmesinin de payı büyük kuşkusuz. Tabii bu kadar çok içerik üretimi serinin hayranlarını her zaman mutlu etmiyor. Star Wars dünyasını seven birisi olarak, bu alt anlatılar içinde çok azının beni tatmin ettiğini söylemeliyim. Bunlardan birisi daha önce hakkında yazdığım “Andor.” İkincisi de anlatıya yeni bir katman ekleyen “Mandalorian” dizileri.

2019’da platformda dizi olarak yayımlanmaya başlayan “The Mandalorian”, ‘Galaktik İmparatorluk’ çöküşünün ardından kanunsuz dış halkalarda geçen bir uzay ‘vahşi batı’ hikayesiydi aslında. Serinin genel yapısına uygun olarak western kalıplarını kullanan forma sahipti. Anlatının merkezinde, kadim bir savaşçı kültürü olan, yüzlerini asla göstermemeyi ve onurlu bir öğretiyi (The Way) rehber edinmeyi kutsal sayan Mandalorian topluluğundan yalnız (kovboy) bir kelle avcısı, Din Djarin yer alıyordu. Bu sert silahşorun yolu, geçmişi gizemlerle dolu olan, ‘güç’ yeteneklerine sahip, bebek yaştaki Grogu (Bebek Yoda olarak anıldı sonraları) ile kesiştiğinde derin bir dönüşüm geçiriyordu. Dizi,........

© Evrensel