‘Önce mesleğini eline al, sanatını yine yaparsın’
Son yıllarda Türkiye’nin iç siyasetine dışarıdan müdahaleler artıyor! Ama reel politikte değil, sinemada! İroni bir yana, ülkedeki siyasal ve ekonomik koşullar politik meseleleri anlatmakta çekingen davranmasına neden olabiliyor sinemacıların. Gişe filmine para yatıran yapımcıların bu filmlere ilgi göstermeyeceği düşünüldüğünde geriye kamu kaynakları kalıyor ki, suyun başını kimin tuttuğunu ve bu kaynaklara ulaşmanın zorluklarını biliyoruz.
Son birkaç yılda Almanya doğumlu olan ya da henüz çocukken oraya yerleşmiş yönetmenlerin Türkiye üzerine politik yapımları dikkat çekiyor. Ayşe Polat (1970’lerin başında Türkiye’de doğup sekiz yaşındayken ailesiyle Almanya’ya göç etmiş) “Kör Noktada” filmiyle Kürt sorunu bağlamında gözaltında kayıp, kontrgerilla faaliyetleri gibi temaları ele alıyordu. Türker Süer geçen yıl “Gecenin Kıyısında” filmiyle memleketin “doğuştan asker” rejimine ve 2016’daki darbe girişimine odaklanmıştı. Bugün itibarıyla da Berlin’de Altın Ayı Ödülü’nü kazanan İlker Çatak’ın yönettiği “Sarı Zarflar” vizyonda. Filme aşağıda değineceğiz ama bu ‘dışarıdan müdahale’ bahsini bir toparlayalım. Bu filmlerin mevzuları önemli, yönetmenleri yetenekli, ele aldıkları konular anlatılmaya muhtaç. Ama çoğu arada kalmışlığın, dışarıdan bakışların ve beslendiği finansal ve kültürel kaynakların estetik beklentilerinin ortaya çıkardığı zaafları da taşıyor. Üstelik ‘içerideki’ sinemacıların kaynak bulamadığı, hasbelkader bulsa bile büyük riskler almak zorunda kaldığı bir dönemde bu ‘konfor’ en basit tabiriyle kıskançlık uyandırıyor olmalı! Bunu politik sinemamızın iç ve dış unsurlarının birlikte ele alınması gereken bir mevzu olarak not düşüp “Sarı Zarflar”a geçelim.
Çağdaş bir ‘Mephisto’ atmosferi
İlker Çatak, kısa filmlerle başladığı yönetmenlik serüveninde son on yılda çektiği uzun metrajlarla devam eden bir isim. Ama asıl çıkışını Almanya adına Oscar adaylığı kazanan 2023 tarihli “Öğretmenler Odası” filmiyle yakalamıştı. Bu kendisini uluslararası alana taşırken yeni filmi de merak konusuydu haliyle. “Sarı Zarflar”, ilhamını Barış Akademisyenlerinden alan ama aydın- sanatçı olma hallerine, sorumluluklarına odaklanan çağdaş bir ‘Mephisto’ yorumu. Klaus Mann’ın 1936’da yayımlanan romanı Nazi Almanya’sında yükselen bir sanatçıyı anlatır. Ama dönemin atmosferi, sanatçıların yaşadığı dilemmalar, almak zorunda oldukları kararlar, ahlaki ikilemler hikayenin kalbine sızar. Kendisinden sonraki anlatılar için referansa dönüşen roman 1981 yılında István Szabó tarafından sinemaya da........
