menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tarafsızlık kimin işine yarar?

18 0
02.07.2026

Dünya Tabipler Birliği’nin bu aralar İsviçre Tabipler Birliği önerisiyle tartışmaya açtığı “tıbbi tarafsızlık” metni, ilk bakışta itiraz edilmesi güç bir ilkeyi savunuyor: Hekim, yaralı ve hastanın kim olduğuna bakmaz. Üniformasını, milliyetini, inancını, siyasal aidiyetini sormaz. Tıbbın en temel etik yükümlülüğü budur. Hekimlik, insanın acısını önceleyen; yaşamı korumayı, yarayı sarmayı, hastalığı iyileştirmeyi esas alan bir meslektir.

Bunda kuşku yok. Sorun, “tıbbi tarafsızlık” kavramının bu vazgeçilmez etik ilkeden koparılıp savaşın politik gerçekliğini örten bir perdeye dönüştürülmesinde başlıyor. Çünkü tarafsızlık, yaralıya müdahale eden hekimin tutumu olduğunda etik bir ilkedir; bombalayanla bombalananı, kuşatanla kuşatılanı, hastaneyi hedef alanla o hastanede yaşamı savunanı aynı düzleme yerleştirdiğinde ise artık etik değil, siyasal bir yanılsamadır.

Hekim elbette ayrım yapmaz. Ama hakikat ayrım yapar. Fail ile mağdur aynı değildir. Saldıran ile saldırıya uğrayan aynı değildir. Yoğun bakım ünitesini, ambulansı, doğumhaneyi, sahra hastanesini hedef alan güçle, o saldırının altında hastasını yaşatmaya çalışan sağlık emekçisi aynı ahlaki zeminde buluşmaz. Sağlık kurumlarının korunması, faili belirsiz bir iyi niyet çağrısına bırakılamayacak kadar yaşamsal bir sorundur. Bu kavram üzerine Türk Tabipleri Birliği (TTB) İnsan Hakları Kolu’nun (İHK) düzenlediği “Tıbbi Tarafsızlığın İflasından Sağlık Hizmetlerinin İmhasına: Yeni Bir Savaş Doktrini” başlıklı bir çevrimiçi paneli de 31 Mart 2026 günü yapmıştık. Dünya Tabipler Birliği metni tartışmaya açınca, burada yeniden yazmak elzem oldu.

Tıbbi tarafsızlık, hekimin hastaya yaklaşımını tanımladığı sürece vazgeçilmezdir. Ama ağır silahlarla, devlet aygıtıyla, kuşatmayla, aç bırakmayla, altyapıyı........

© Evrensel