Listeler
Bazı listeler hayat kurtarır. Bazıları ise insanı siler.
Schindler’s List’teki liste, ölüm ile yaşam arasındaki sınırdır. Nazi Almanya’sında bir iş insanı olan Oskar Schindler, başlangıçta savaşın yarattığı fırsatlardan yararlanarak zenginleşmek ister. Ancak zamanla tanık olduğu zulüm, onu değiştirir. Fabrikasında çalıştırdığı yüzlerce Yahudi’yi toplama kamplarından kurtarır. Onların isimleri bir listeye yazılır. O liste, bir kağıt parçası olmaktan çıkar; hayatın kendisi olur.
Benim sözünü ettiğim “liste” ise böyle bir liste değil.
Benim adımın iliştirildiği listeler, hayat kurtarmıyor. Tam tersine, insanı silmeye, görünmez kılmaya, iradesini yok saymaya yarayan bir bürokratik zihniyetin ürünü. Arada biçimsel bir benzerlik olabilir: Bir isim ve bir liste. Ama ima edilen anlam, ne yazık ki, çok daha karanlık.
Çünkü listelemek, çoğu zaman insanı tekilleştirmek değil; aksine onu indirgemektir. Bir ismin arkasına dizmek, bireysel iradeyi yok saymak, farklı mücadeleleri tek bir etikete sıkıştırmaktır.
Benim hikayem de böyle listelerle kesişiyor.
İlk liste fakülte yıllarına uzanıyor. Mezuniyetimiz, cuntanın ilk dönemlerine denk gelmişti. Seçimle en yüksek oyu alan arkadaşlarımızla birlikte yürüttüğümüz bir süreç, fakülte yönetiminin müdahalesiyle yok........
