menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Beşiktaş, Italiano’dan neler beklemeli?

22 0
06.06.2026

Beşiktaş’ın önündeki mesele artık tek başına antrenör seçimiyle açıklanamayacak kadar geniş. Kulüp, birkaç sezondur aynı döngünün içinde dönüyor: Büyük beklentiyle başlayan yazlar, kısa sürede kırılan umutlar, sezon ortasında değişen antrenörler, ardından “gelecek yıl” diye ertelenen planlar. Bu tabloyu değiştirmek için iyi bir hoca bulmak önemli; fakat daha önemlisi, o hocanın etrafında tutarlı bir futbol aklı kurabilmek.

Vincenzo Italiano ismi bu yüzden dikkat çekici. Çünkü Italiano, son yıllarda İtalya futbolunda kendi oyun fikriyle öne çıkan isimlerden biri. Spezia’dan Fiorentina’ya, oradan Bologna’ya uzanan kariyerinde onu değerli kılan şey, takımlarına belirgin bir yön verebilmesi. Onun takımlarını izlediğinizde sahada tesadüf duygusu azalır. Oyuncuların nerede duracağı, topun hangi bölgeden nasıl ilerleyeceği, rakip baskısının nasıl kırılacağı ve top kaybından sonra hangi hamlenin geleceği üzerine çalışılmış bir düzen görürsünüz.

Beşiktaş’ın son yıllarda saha içinde en çok eksikliğini hissettiği şey de biraz buydu: Tekrar edilebilir bir oyun. Takım maç kazandığında bile neyin doğru yapıldığı her zaman açık olmuyor. Kaybettiğinde ise sorun çoğu zaman tek bir futbolcuya, hakem kararına, moral bozukluğuna ya da camianın sabırsızlığına bağlanıyor. Oysa daha derindeki problem, takımın sahada güçlü bir alışkanlıklar bütünü oluşturamaması. Beşiktaş, uzun süredir tek tek iyi oyunculara sahip olmanın iyi bir takım olmaya yetmediğini acı biçimde deneyimliyor.

Italiano’nun ilk vaadi: Sahaya bir fikir koymak

Italiano’nun Beşiktaş’a katabileceği ilk şey, netlik olacaktır. Bu netlik, “Her maç aynı dizilişle oynarım” türünden katı bir anlayış anlamına gelmez. Tam tersine, Italiano’nun takımları dizilişten çok davranışlar üzerinden tanımlanır. Topa sahipken stoperlerin geniş açılması, kalecinin oyun kurulumuna katılması, beklerin çizgiye basarak rakibi yayması, orta saha oyuncularının sürekli açı değiştirmesi, kanatların iç koridorlara girip beklerle alan paylaşması onun oyununda sık görülen unsurlar.

Bu yapı, Beşiktaş gibi iç saha maçlarında rakibi kendi yarı alanına itmek zorunda kalan bir takım için değerli olabilir. Süper Lig’de Beşiktaş’ın karşısına çıkan takımların önemli bölümü, özellikle İstanbul deplasmanında geniş alan bırakmadan oynamayı tercih ediyor. Böyle maçlarda bireysel yetenek elbette kapı açar; ama yalnızca oyuncuların ayağına bakarak sezon geçmez. Set hücumu, sabır, doğru genişlik, ceza sahasına planlı koşular ve ikinci topları toplama becerisi gerekir.

Italiano’nun oyununda kanatlar ve bekler bu yüzden merkezibir yer tutar. Genişlik onun için süs değildir; rakip savunmayı hareket ettirmenin aracıdır. Rakip blok yatay olarak açıldığında merkezde pas kanalları oluşur. Savunma içeri gömüldüğünde ise arka direğe yapılan koşular, ceza sahasında eşleşme üstünlükleri yaratır. Beşiktaş’ın uzun süredir birçok maçta yaşadığı, top kendisinde olsa da pozisyon yaratamama sorununu kırabilecek noktalardan biri burada yatıyor.

Baskı, tempo ve iç saha enerjisi

Italiano’nun Beşiktaş’a en hızlı temas edebileceği alanlardan biri de baskı oyunu olacaktır. Beşiktaş taraftarı tarihsel olarak edilgen takımı sevmez. Dolmabahçe’de takımın rakibin üzerine gitmesi, topu kaybettiği yerde reaksiyon vermesi, oyunu seyretmek yerine onu zorlaması beklenir. Italiano’nun yüksek tempolu ve birebir odaklı baskı anlayışı, bu kültürle uyum sağlayabilir.

Fakat burada ince bir ayrım var. Baskı, tribünü coşturan birkaç koşudan ibaret değildir. İyi baskı, bütün takımın aynı anda düşündüğü bir........

© Evrensel