menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Her devlet başkanı bir Maduro olabilir

31 1
friday

Ulusların kendi kaderini tayin hakkı (UKKTH) veya bunun ‘Amerikanca’sı Self-Determination, Birinci Büyük Savaş’tan sonra kurulan düzenin anahtar kelimesiydi. Üç imparatorluğun yıkıldığı, bir proleter devrimin yaşandığı dünyada Lenin’e göre, halkların emperyalist sömürgecilerine karşı bağımsızlık mücadelesini sosyalizmin dayanaklarından biri olarak gören anlayışın özetiydi UKKTH. O sıralarda üzerinde güneş batmayan imparatorluğun yani İngiltere’nin tahtını sallayarak yükselen ABD’nin Başkanı Wodrow Wilson da 14 maddelik ‘prensipler’ini açıklayarak eski sömürgelerinden kurtulmaya çalışan halklara yeşil ışık yakıyordu. Self-determination, İngiltere ve Fransa’nın defedildiği sömürgelerde ABD’ye bağlı yeni sömürge rejiminin zahmetsizce kurulmasına imkan sağlayan bir ilkeydi.

Wilson ölü doğan ve daha sonra yerini Birleşmiş Milletlere bırakacak olan Milletler Cemiyetinin kurucu babasıdır. Onun 14 maddelik prensipleri içinde dünya çapında ticaret serbestliği ve ticari ilişkilerde eşitlik, uluslar arasında ekonomik bütün engellerin kaldırılması, silahsızlanma, açık diplomasi vb. gibi yeni dünya düzeninin kurucu şartları yer almaktaydı. Ne var ki mağlup Almanya’ya imzalatılan Versay Anlaşması ile yeni doğmuş SSCB’de düzenlenen Doğu Halkları Kurultayı ve savaştan sonra kurulan Komintern’in önerdiği dünya düzeni Wilson’ın emperyalist hayallerine saplanan bir bıçaktı. Gerçekte dünyanın iki kutba bölünmesi ikinci savaştan sonra değil birincisinden hemen sonra gerçekleşmişti. İkinci savaş bu durumu halk demokrasilerinin kuruluşu, Çin devrimi, eski sömürge sisteminin yıkılışı ve Sovyetlerin nüfuz alanındaki genişleme ile perçinledi.

ABD uluslararası siyasi ve askeri koalisyonlardan, zayıf ülkelerde manda ve vesayet ilişkileri oluşturmaktan gerçekte hiç vazgeçmedi Ancak onu itidalli olmaya zorlayan uluslararası ilişkilerin kuralları, örgütlü işçi sınıfı, kamuoyu tepkisi ve karşısındaki ‘blok’un ağırlığı gibi koşullar, ABD’yi hamlelerine uygun araçları yaratmak zorunda bıraktı. 20. yüzyıl ABD’nin kurulup dağılan, yeniden kurulan sayısız ittifaklarının........

© Evrensel