Trump, NATO, İran ve Türkiye…
Amerikan emperyalizminin saldırganlığına Trump’ın eklediği ekstra ivme biliniyor. ABD II. Büyük Savaş sonrası elde ettiği konumu pekiştirme amacıyla saldırı üstüne saldırı düzenledi. Kore’den Vietnam’a, Küba’dan Venezuela’ya, Irak’tan Afganistan’a Trump’ın selefleri dur durak bilmedi. Kendisini ve çıkarlarını tüm dünyaya dayatmaktaydı. Trump pervasızlığı ve densizliğiyle bir adım ileri attı ve “müttefikleri”ni de tehdit etmekten çekinmezken Grönland’a göz dikti; Venezuela ve İran’a saldırırken kendisini hiçbir hukuk normuyla bağlı hissetmedi.
Saldırganlığına diyecek yok! Ama aynı zamanda densiz de. Emperyalistler dünyaya, halklara ve hatta işbirlikçilerine tepeden bakar, Trump’sa bunu herkesin gözüne soktu. Son densizliği NATO Ankara zirvesi sürerken İran’a saldırı emri vermesi oldu. Ve bunu övünçle üstüne basa basa ilan etti.
Amerikan savaş makinesi İran’ın özellikle Hürmüz’ü kontrol etmede yaslandığı askeri altyapı ve yetenekleri hedef alan ağır saldırılar düzenledi.
Görünür gerekçe İran’ın Hürmüz’den geçmeye çalışan bir tankere müdahale edip uyarı ateşi açmasıydı.
Aslında gerçek de burada düğümlü; çünkü Hürmüz İran savunma stratejisinde kilit rol oynuyor.
Ancak arka planı da var. ABD ile İran aylardır ateşkes ilan etmiş, görüşüp anlaşmaya çalışıyorlardı. Trump hemen tüm ateşkes süreci boyunca tehditlerini sürdürdü. Hürmüz’ün kapanmasının sadece enerji değil ama bir dizi sanayi girdisi tıkanıklığıyla fiyat patlamalarına........
