Şu milliyetçilik vicdansızlığı…
Ulusal sorun ve tabii ki ardındaki ulusal çıkar denince akan sular duruyor! Ulusları baskılamak sorunken bunun benimsenerek türlü gerekçelerle savunulması vicdansızlıktır. Ulusal yüceltiyle başka uluslara “barışçıl” görüntülü zorun dayatılması ve hele açık zor yoluyla bırakalım hayata geçirilmeye çalışılmasını… Ulusal hak eşitliği açık ya da örtülü olarak yadsınarak sesini yükseltip buna karşı çıkılmayarak hatta ortak olunması, milliyetçiliğin gözleri kör etmesi olduğu kadar vicdansızlığın doruğudur.
Milliyetçilik, yeterince büyük bir ülkenin burjuvazisinin ulusal tekelciliğiyse, kaçınılmaz olarak kozmopolitizmle iç içe geçmiş haliyle, yayılmacılık ve sömürgecilikle yetinmeyip doğrudan emperyalizme, emperyalist saldırganlığa yataklık eder.
Alın Trump’ı. “Öngörülemezlik”le nitelenip bu özelliğinin Erdoğan ve Macar Orban’la benzerliğine dikkat çekilerek, “Ne yapacağı belli olmayan adam” olarak tanımlanır! Ortalama bir kişilik olmadığı doğrudur, öyle olsa Amerikan emperyalizminin şefliği koltuğuna zaten oturamazdı. Ancak tıpkı yaptıklarından hareketle Hitler’e “deli” denilmesi gibi, Amerikan tekelleri ve en irilerinin oluşturduğu oligarşinin yönelimlerinin kişisel özelliklerle açıklanması çabası türünden bir yanılsamadır. Başkanlığının resmen başlamasının hemen ardından hem Panama Kanalı hem de Grönland’ın ABD’ye devredilmesini istemiş, yoksa zor........
© Evrensel
