Muhalefet ve demokrasi mücadelesi
Faşizmin mevzi kazanarak devlete biçimini vermek üzere ilerleyişi hız kesmiyor.
Belediyelerde operasyon sıradanlaştı. İktidar partilerininkiler yolsuzluk ve rüşvete batmışken, yapıyorlarsa bile bu koşullarda kendilerine çeki-düzen vermeleri beklenen muhalefet belediyeleri peş peşe sırayla basılıyor, tutuklamalar sürüyor. Tahliye hatta beraat eden başkanlar, iki Ahmetler örneğin, Esenyurt ve Mardin belediyelerini ancak dışarıdan seyredebiliyor.
Kürt partileriyle başkan ve önde gelen yöneticilerinin tutuklanıp yargılanmalarına “alışılmıştı”. Sıra bu tutuklamalara ses çıkarmayan ana muhalefete geldi. Cumhurbaşkanı adayı tutuklandıktan sonra partinin kendisi hedefe kondu. “Uyumlu muhalefet” istenmekteydi. Hukuku ara ki bulasın! Yasaya uysa da uymasa da Türkiye “mutlak butlan”ın ne demek olduğunu öğrendi. Mahkeme kararıyla başına eski genel başkanı getirilen parti seçilmiş yöneticilerinden “arınma” sürecinde. “Butlan” yönetimi de hukuku, tüzüğü falan takmıyor. Yöneticileri disiplinde ve ihraçlar kapıda. Bu, parti-içi mücadeleyi koşulluyor.
Bu noktaya yerel seçimleri kazanan ana muhalefet partisinin iktidar alternatifi oluşunun netleşmesiyle gelindi. Koltukların boşaltılmasına yanaşılmıyor. Çare, zor!
Ana muhalefetin üstüne varan iktidarın dayanaklarının zayıfladığıysa görünen şey. Hayır, devlet içindeki mevzileri zayıflamıyor. Ama buna da götürecek ülke ekonomisindeki dayanakları ve........
