Hedef tahtasındaki İran
Amerikan emperyalizmi Trump’ın “başkomutanlığında” saldırı üstüne saldırı tazeliyor.
Ukrayna’yı kışkırtarak Avrupa’da bir savaş odağı yaratması Trump öncesine dayanıyor. Sorun, yalnızca Trump ve pervasızlığı, aşırı saldırganlığı, zamanında Hitler’e de yüklenen “delilik” türü özellikleri değil yani. Amerikan emperyalizmi bir süredir Çin’in hızlı gelişmesi ve yükselişinden tedirgindi ve ön almanın yollarını arıyordu. Ukrayna Savaşı, başlıca müttefikini takatten düşürerek Çin’i zora sokma amacıyla kurgulanmıştı. Nitekim şimdi Trump, Rusya’yla ayrı barış arayarak nadir toprak elementlerine “çökme”nin yanı sıra yine Çin-Rus ittifakına “çomak sokma”yı deniyor.
Çin fazla ileri giderek, ticari ortaklıklar, kreditörlük ve yabancı yatırımlarda geride bıraktığı ABD’yi “arka bahçesi”nde bile etkisizleştirmekteydi. Monroe Doktrini’ni hatırlayan Trump Panama’yı tehdidinin ardından Venezuela’yı hedefe koydu. Trump için epey kolay oldu ve şimdi bu ülke Çin’in yanı sıra Küba’ya ihraç ettiği petrolü de keserek ABD’ye yakınlık politikasına geçti. Venezuela’ya yönelik güç politikası Trump’ın tehdit edegeldiği Kolombiya üzerinde de etkili olmuş görünüyor. Şimdilik kıtada aykırı duran sadece Brezilya kalmış gibi, ki o da ABD karşısında ılımlı bir politika izliyor.
Ortadoğu, 7 Ekim Hamas saldırısı fırsat bilinip Amerikan karşıtlarından temizlenmek üzere yeniden dizayn........
