Koltuk-kaptanlık kavgasının ötesinde
Türkiye, 2026 Dünya Kupası’ndaki son maçını grup liderliğini garantileyen ve rotasyon yapan ABD karşısında oynadı. Ne olursa olsun rakibin durumu nedeniyle ölçü olamayacak bu maç bir şekilde kazanıldı ve ilk iki maç sonunda oluşan “puansız-golsüz” faça biraz olsun düzeltildi. Kağıt üzerindeki 3 puana ve 3 gole rağmen Türkiye’nin turnuvanın kapasitesine oranla en kötü performans gösteren takımlarından biri olduğu gerçeği değişmedi. Ayrıca ilk maçla birlikte soğukkanlılığını tamamen kaybeden, sahada ters giden şeyleri tespit etmeyi bırakın medyadaki eleştirilere karşı inkar kalkanını kuşanan, istatistikleri futbolu ancak çok yüzeysel şekilde takip edenleri ikna edebilecek şekilde yorumlayan teknik heyetin ve Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) liderliğinin bu sonuçtan ders çıkarabilecek yetkinlikte olmadığını da gördük.
İlk maçın bitmesinin ardından söz birliği içinde, topa yüksek oranda sahip olunması ve çok şut çekilmesine dair istatistikler üzerinden “Türkiye’nin çok iyi oynadığı ama şanssız olduğu” tezlerini ileri sürmeye başlayan TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, Teknik Direktör Vincenzo Montella ve Hakan Çalhanoğlu & Merih Demiral gibi saha içi liderleri kamuoyunda daha fazla tepki görmeye başladı. Bunu takip eden “Türklük” sorgulaması, Hacıosmanoğlu’nun........
