menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dünyaları harcasak da eksiğiz!

32 7
07.02.2026

Transfer bağımlılığı Türkiye’ye has değil; ancak Türkiye’de çok şiddetli yaşanan bir hastalık. Endüstrinin Türkiye tipi pazarlara biçtiği role boyun eğen, oyuncu yetiştiriciliğini teşvik etmeyen; transferi, mümkünse yabancı transferini öne çıkaran sistemimiz, her transfer sezonunu faal ama ekside tamamlamayı başarıyor. Son yıllarda Fenerbahçe-Galatasaray rekabetinin toksik biçimde köpürtülmesi ve Beşiktaş’ın alternatif bir yol yaratmak yerine bu rüzgara kapılması harcamaları patlatırken kaybetmeye tahammülsüzlüğü de artırdı. Bu tahammülsüzlük, sistemin risk olarak kodladığı oyuncu yetiştiriciliğini daha da geri iterken transfer bedellerini ve yıllık ücretleri görülmemiş seviyelere çıkardı. Gelinen noktada bu kulüplerin üretimleri, özellikle ödedikleri maaşlar ve kazandıkları birlikte değerlendirildiğinde geriye Avrupa’nın en verimsiz futbol pazarı kalıyor. Belli ki çözüm de harcamaları daha da artırmakta görülüyor.

Bu noktada Galatasaray’ın kış dönemini çok da para harcamadan geçirdiği öne sürülebilir. Ancak unutmamak gerekir ki Okan Buruk’un da söylediği gibi Galatasaray harcayacağını zaten yaz döneminde harcadı. Osimhen’e 80, kaleciye ve sağ beke toplam 60 milyon avro yatırım yapmak; kadronuzdan bonservis geliri elde etmeden transfer yapamamanız anlamına geliyordu. Nitekim öyle de oldu. Sarı-kırmızılı yönetimden ve Okan Buruk’tan gelen karışık sinyallere rağmen Galatasaray, Juventus maçına çok ihtiyaç duyduğu Lemina ikamesi olmadan çıkmayı ve sezon sonuna kadar bu mevkiyi, ayrıca sol stoperi........

© Evrensel