Suskunluğun utancı
Memlekette, en temel haklarını kullanmak isteyenleri tüm gücüyle engellemeye çalışan iktidarı protesto etmeye yönelik çeşitli gösteriler ve boykotlarla hareketli günler yaşanırken, spor aleminden, özellikle de sahip oldukları taraftar sayısıyla bağlantılı olarak kendilerini ülkenin en büyük sivil toplum kuruluşları arasında gösteren kulüplerden gelişmelerle ilgili olarak hiç ses çıkmaması dikkat çekiyor.
Her biri patron olan kulüp yöneticilerinin, sermaye sınıfının temsilcisi iktidarın icraatlarına karşı olumsuz tepki göstermesi zaten eşyanın tabiatına aykırı. Sonuçta çıkar birliği içindeler. Üstelik kulüpler, kendilerine birtakım ayrıcalıklar, kolaylıklar sağlanmadan altından kalkılması pek mümkün görünmeyen ağır bir borç yükü altında. Bu da onları muktedire muhtaç ve bağımlı kılıyor. Sosyal ve siyasi alanda ne tür gelişmeler yaşanırsa yaşansın iktidarla aralarını bozmayı göze alabilecek durumda değiller.
Kurumsal olarak bir tepki verilmese bile yöneticilerden vicdan, empati, merhamet gibi insanlık değerleri çerçevesinde bireysel tepki beklenebilir mi? O da mümkün değil. Hem ait oldukları sömürücü sınıfın belirlediği kişilik/karakter özellikleri, hem de siyasi gücü elinde bulunduran otoriteye/muktedire........
© Evrensel
