Mesleki eğitimin politik ekonomisi: Sermayeye 80 milyar TL’lik kaynak transferi
Çocuk işçilik devlet eliyle yasallaştırılmış ve norm haline getirilmiş durumda.
Çocukların her geçen gün daha fazla bir şekilde iş gücü piyasasına “işçi” ya da mesleki eğitim sistemi içinde “öğrenci” görünümleriyle dahil olmalarını sadece yoksulluk, yoksunluk, geçim sıkıntısı gibi parametrelerle bölüşüm ilişkileri üzerinden açıklama çabası yetersiz. Çocukları fizyolojik, psikolojik ve pedagojik açılardan işçileştiren birincil etken üretim ilişkileridir.
Rekabetçilik ekseninde küresel tedarik zincirlerinde öne çıkmaya çalışan, bu doğrultuda ihracata dayalı üretimle pazar payını genişletmeye çalışan Türkiye kapitalizminin reel üretim akslarını güçlendirme politikaları, düşük ücret ve mutlak artık değer sömürüsünde kesişir. Düşük ücret, sermayenin emek maliyetlerini azaltarak kâr oranlarını artırmasının yegane yöntemlerinden biri ise, diğeri de çalışma süresini yani iş gününü uzatmaya dayalı mutlak artık değer üretimidir.
Emek yoğun sektörlerin kümelendiği bu alanı ayakta tutmak amacıyla emek rezervinin hem sayısal hem de demografik olarak büyümesi zorunlu. 2022 yılından bu yana kâr oranlarının genel seviyesi düşerken, İstanbul Sanayi Odasının Türkiye İimalat PMI göstergeleri (48.1) gerilerken, sanayi üretimi yıllık bazda (yüzde 2.1) düşerken, başta tekstil olmak üzere belirli sektörlerde ihracat ve istihdam azalırken, kısaca sermayenin değersizleşme (devolarizasyon) eğilimi daha görünür hale gelirken, bu eğilimi ucuz emekle telafi etme çabası da arttı.
Fonksiyonel, sayısal ve ücret esnekliğinin kural haline geldiği, işçileri sosyal güvenlik sisteminin sınırlarında yaşamaya zorlayan bu modelin ayakta kalması nüfusun daha fazla kesiminin işçileştirilmesi ile mümkün.
MESEM programları ve mesleki eğitim politikaları bu aşamada devreye girerek, çocuklar üzerinden düşük ücretli çalışan işçi sayısını artırmakla kalmaz, uzun süredir finansmana erişim sorunu yaşayan patronlara mesleki eğitim sistemi üzerinden kaynak transferinin altyapısını oluşturuyor.
I. Düşük ücret ve uzun çalışma süresi
MEB’in 2024-2025 verilerine göre MESEM’lere kayıtlı çocuk sayısı 500 bin civarında olup haftanın dört veya beş günü işbaşı yapan 9’uncu, 10’uncu ve 11’inci sınıf öğrencilerin ücretleri (28 bin 75.50 x 0.30=) 8 bin 422.65 TL, 12. sınıf öğrencilerin ücretleri (28 bin 75.65 x 0.50=) 14 bin 37.75 TL’dir. “Çırak” ve “kalfa” statüsünde işçileştirilmiş çocukların günlük ortalama fiili çalışma süresi 8 saat ve üzeri.
Öncelikle MESEM’lerdeki en büyük sorun çocukların mesleki eğitim adı altında ağır ve tehlikeli işlerde, izinsiz........
