Tağşiş
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mezunlar Cemiyeti her yıl ‘iktisatlılar haftası’ tertipler. Bu yılki toplantı için bir meslektaşımın (ismi saklı kalsın!) ileri sürdüğü başlık tağşiş oldu. Kelime anlamı olarak tağşiş, bir maddenin muhtevasının kurallara ya da mevzuata aykırı oluşturularak, değerinin aşındırılmasıdır. Bu ifade, Osmanlı dönemindeki anlamıyla, madeni paraların değerli maden içeriğinin değersizleştirilerek, paranın nominal değeri ile madeni değeri arasında birinci aleyhine sonuç oluşturmak demektir. Bu sözcük, AKP’nin yirmi küsur yıllık iktidarı döneminin sonuna doğru gelinirken, bu süre boyunca uygulanan politikalarla toplumun ekonomik ve onun doğal sonucu olarak sosyal ve ahlaki alanlarda tedricen eri(til)mesini yansıtan bir ifade olarak kullanılmasının yerinde olduğu kanaatindeyim.
TÜİK, eğer kendi aklı ve inisiyatifiyle yapıyorsa niçin hakkında hiçbir soruşturma ya da görevden alma sonucu gerçekleştirilmiyor; eğer yukarılardan aldığı emirle yapıyorsa, mevki ve makam görüntüsü ya da getirisi ne olursa olsun, çalışanların ahlak anlayışı nasıl bu ahlak dışı işleme dayanabiliyor, anlaşılır gibi değildir! Aralık enflasyonu ile ocak enflasyonu depremi, ilgili bakan nasıl açıklama gayretine girerse girsin, hiçbir aklın kabul edebileceği bir durum değildir. Mesele sadece TÜİK ve onunla bağlantılı emekli maaşlarının eritilmesi olmayıp, yap-işlet-devret ya da kamu-özel ortaklığı ve sair izlenen ekonomik ve sosyal dönüştürücü politikaların, özellikle de AKP’nin toplumu değiştirme ideolojisinin toplumsal doku üzerinde nasıl toplumsal tağşiş etkisi yarattığı açıktır. Bu kısa yazıda bu meseleye değinmek istiyorum.
Yazının sonunu baştan söylemem gerekirse, demem o ki, iktidarın bekası toplumun geleceği pahasına sürdürülmeye çalışılmaktadır. Yaşananların sebepleri halk........
