Katledilmelerinin 54’üncü yılında onlardan ilham almaya devam ediyoruz
Deniz, Hüseyin ve Yusuf’un vahşice katledilerek fiziki olarak aramızdan alınmalarının 54’üncü yılı!
Geçen 53 yılda olduğu gibi 54’üncü yılda da onları özlemle ve sevgiyle anarken halka bağlılıkları, mücadele azimleri ve kararlılıklarından ilham almaya devam ediyoruz.
Deniz, Yusuf ve Hüseyin’in genç devrimciler olarak mücadeleye atıldığı ’60’lı yıllar başlıca kapitalist ülkelerde ve emperyalizmin hegemonyası altındaki halkların tepkilerinin ve dünyada antiemperyalist mücadelenin yükseldiği yıllardı.
Sadece emperyalizmin hegemonyasındaki ülkelerde değil ABD başta olmak üzere emperyalizmin savaş örgütü olarak kurulan NATO üyesi ülkelerde de özellikle gençlik yığınları içinde antiemperyalist mücadelenin ciddi bir biçimde yükseldiği bir iklim oluşmuştu.
Mücadelenin bayrağı ‘Tam bağımsız ve gerçekten demokratik Türkiye’ idi!
Dünyada oluşan antiemperyalist iklim ülkemizde, özellikle de üniversite gençliği içinde karşılık bulmuştu.
“Eğitimde reform”, “demokratik üniversite” talepleriyle başlayan eylemler kısa sürede ABD emperyalizmine, Türkiye’nin de üyesi oluğu emperyalizmin savaş örgütü NATO’ya, NATO’nun ve Türkiye’deki ABD üslerinin kapatılması talepleriyle antiemperyalist bir mücadeleye dönüşürken, emperyalizmin iş birlikçisi AP iktidarına karşı bir mücadele olarak ilerledi. Mücadelenin bayrağında artık “Tam bağımsız ve gerçekten demokratik Türkiye” sloganı vardı!
Bu gelişmeler karşısında ABD (NATO’nun) ve iş birlikçisi Adalet Partisinin yanıtı Komünizme Karşı Mücadele Derneklerini ve Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) gibi “sivil” organizasyonları devreye sokmakla kalmadı NATO ülkelerinde NATO tarafından kurulan kontrgerillayı devreye sokmak oldu.
Ancak gerek iktidarı gerekse ABD ve NATO’ya yönelik protestoların genişlemesi ve antiemperyalist ve demokrasi mücadelesinin yaygınlaşması karşısında 12 Mart 1971’de ordu parlamentoyu ve partileri kapatmadı ama yönetime fiilen el koydu. Ülke sathında sıkıyönetim ilan edildi!
Darbeciler, antiemperyalist, özgürlük ve demokrasi isteyen gençlik mücadelesinin ileri kesimlerine karşı bir “sürek avı” başlattı. Binlerce aydın, devrimci genç işkenceden geçirildi, cezaevlerine atıldı. Mahir Çayan, Cihan Alptekin ve arkadaşları Kızıldere’de, Sinan Cemgil, Alpaslan Özdoğan ve Kadir Manga Nurhak’ta, İbrahim Kaypakkaya........
