menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

2026 1 Mayıs’ına giderken dünyada ve ülkemizde durum vaziyet!

42 0
16.04.2026

Bu yıl, İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik Dayanışma ve Mücadele Günü 1 Mayıs’ın 139’uncu yılı!

1 Mayıs dil, din, milliyet, … farkı gözetilmeksizin bütün uluslardan İşçilerin Birlik, Dayanışma ve Mücadele Günü’dür, işçi sınıfının uluslararası bayramıdır!

Evet, 1 Mayıs 1889 yılında 2. Enternasyonal tarafından İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik, Dayanışma ve Mücadele Günü olarak ilan edilmiştir ama aynı zamanda 1 Mayıs;

İşçi sınıfının acil ve uluslararası taleplerini,

Geleceğini işçi sınıfının geleceği ile birleştiren tüm emekçi sınıf ve tabakaların da kendi taleplerini en kitlesel ve yüksek sesle haykırdığı bir mücadele günü olagelmiştir.

Ülkemizde ve dünyanın başka ülkelerinde de 1 Mayıs-kimi ülkeler hariç- 1 günlük bir “resmi geçit” olarak kutlanmıyor. Tersine 1 Mayıs’ın öncesi ve sonrası günleri de kapsayan panel ve konferanslarla, emekçi semtlerinde, iş ve hizmet kurumlarında yerel çeşitli etkinliklerle de kutlanıyor.

Bu yüzden de 1 Mayıs etkinlikleri bir haftayı hatta daha fazla bir zamanı kapsamaktadır.

Nitekim ülkemizde 1 Mayıs uzun yıllardan beri bir haftaya yayılan etkinliklerle kutlanırken 1 Mayıs günü de ülke sathında 100’den fazla merkezde alanlara çıkarak kutlanmaktadır.

Bu olumlu tutumun yanında, Türk-İş, Hak-İş, Kamu-Sen, Memur Sen gibi konfederasyonların her birinin ayrı bir kenti seçip o illerde 1 Mayıs’ı “yasak savma” biçiminde kutlamaları da kötü bir gelenek oluşturmaktadır. Umalım ki bu konfederasyonlar, işçi sınıfına ve kamu emekçilerine hiç yakışmayan berbat geleneği bu yıl devam ettirmez, alanlarda birleşip işçi-emekçi yığınlarının taleplerinin daha bir yüksek sesle haykırılması için adım atarlar!

Savaşa ve sömürüye karşı mücadele taleplerinin öne çıktığı bir 1 mayıs!

2026 1 Mayıs’ına doğru giderken şu başlıca sorunlara karşı mücadele ile bağlantılı taleplerin öne çıkarılması önemli olacaktır:

Ukrayna savaşı dördüncü yılında da bütün şiddetiyle sürmektedir. Filistinlilere (ve Lübnan’a) yönelik İsrail’in soykırıma varan saldırıları önceki yıla göre daha düşük düzeyde olsa da devam etmektedir. 28 Şubat’tan beri de İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik başlattığı ve ne zaman ve nasıl biteceği belli olmayan savaş İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla bir petrol ve doğal gaz kriziyle de bileşmiştir. Dahası İsrail ve ABD’nin İran’a karşı giriştiği savaş İran’ı yenme amacıyla sınırlı bir savaş olmanın ötesinde ABD emperyalizmin Çin ve Rusya’yı sınırlama, kendi müttefiklerini (dolayısıyla NATO’yu) yeniden dizayn etmeyi amaçlayan bir savaş olması nedeniyle 2026 1 Mayıs’ının ;

“Savaşa hayır” demeye,

Antiemperyalist ve işçi sınıfı enternasyonalizmi eksenli bir barış mücadelesini tüm dünyada öne çıkarmaya,

Silahlanmaya, militarizm seviciliğine “hayır” demeye çağrı olmasını gerektirmektedir.

2025 yılında yapılan TÜPRAŞ, kamu işçileri, kamu emekçileri, metal iş kolunda ve tekstil iş kolundaki başlıca TİS’ler ile 2026 yılını kapsayan asgari ücrete yüzde 27, emekli maaşlarına yüzde 12.19 düzeyinde yapılan artışlar TÜİK’in maniple enflasyonunun sınırları içinde tutulmuştur. Üstelik de 2026’nın ocak, şubat ve mart ayı enflasyon toplamı bu zamların 9.87’sini şimdiden geri almış bulunmaktadır. Hemen bütün TİS’lerde sendikaların vergilerin yüzde 10’da sabitlenmesi talebi olduğu halde bırakalım vergilerin yüzde 10’da sabitlenmesini “yeniden değerlendirme” düşük tutularak geçmiş yıllarda 9’uncu, 10’uncu aydan sonra üst dilimlere, yüzde 20’ye, 27’ye çıkan vergiler bu yıl çoğu iş kolunda 3’üncü, 4’üncü aydan itibaren bu yüksek yüzdelere ulaşacaktır!

Bu gelişmeler açıkça göstermektedir ki;

Tüm TİS’lerin, en düşük ücretin yoksulluk sınırının altında kalmayacak biçimde revize edilmesi,

Tüm ücret ve maaşlara doğal gaz ve petrol fiyatlarından, elektrik zamlarından etkilenmesini önleyecek bir destek verilmesi,

Asgari ücretin geçmiş yıllardaki kayıplarının karşılanması için temmuz ayında seyyanen artırılıp üzerine “ara zam” yapılması,

Emekli maşalarının da “seyyanen zam+gerçek enflasyon zammı+refah payı” olarak düzenlenmesi gibi talepler 1 Mayıs alanlarında öne çıkan talepler olmak durumundadır.

‘Dezenformasyon yasasının iptali’ talebi 1 Mayıs alanlarından yükselmeli!

BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen 17 Mart 2026 günü tutuklandı! Tutuklanmasının gerekçesi 2021 yılında çıkarılan ve kamuoyunda “dezenformasyona karşı mücadele yasası” olarak tanıtılan yasanın 217/A maddesindeki, “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” iddiasıyla tutuklandı! Türkmen Gaziantep’te Sırma Halı Fabrikasında çalışan üç aydır maaşlarını alamadıkları için yaptıkları toplantıda her gerçek sendikacının söylemesi gerekenleri söylediği için tutuklanmıştı.

Umut Sen Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu Akbelen direnişçisi Esra Işık’ın tutuklanmasına sosyal medya hesabından gösterdiği tepki nedeniyle 8 Nisan günü “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklandı! Bağımsız Maden-İş Sendikası Hukuk Birimi Görevlisi Doğukan Akan da Başaran Aksu’nun tutuklanmasına tepki göstermesi neden gösterilerek Türkmen ve Aksu gibi “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla 13 Nisan günü tutuklandı.

Gazeteci DW Türkiye Muhabiri Alican Uludağ, 19 Şubat 2026 günü sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek, BirGün Gazetesi Muhabiri İsmail Arı da 22 Mart 2026 "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklanmışlardı!

Son iki buçuk ayda açıkça görüldü ki iktidar sözcüsü vekillerini “medyaya sansür değil sosyal medyada yalan haber yayma ve spekülasyonları önlemek için çıkardıklarını iddia ettikleri “dezenformasyon yasası”nın gazetecileri ve sosyal medyada fikrini açıkça söylemeye kalkan yurttaşların yanı sıra işçi haklarını savunan mücadeleci sendikacıları susturup sindirmek için kullanılacağı açıkça ortaya çıkmıştır.

Bu yüzden de; her yurttaşı susturmayı, gazetecilere yönelik sansürü katmerleştirmeyi mücadeleci sendikacıları, ileri işçileri susturup sindirmeyi amaçlayan “dezenformasyonla mücadele” adlı yasanın iptali talebinin tüm yurtta 1 Mayıs alanlarından yükselmesi önemli olacaktır!

Ve hiç kuşkusuz emek ve demokrasi mücadelesinden her söz edildiğinde asıl sorumluluk düşen ileri işçiler, mücadeleci sendikacılar merkezi ve yerel emek güçlerinin inisiyatif almalarının belirleyici önemde olması 1 Mayıs’ın anlam ve önemine layık biçimde kutlanmasında da birinci dereceden önemli olacaktır.

Ülkenin durum-vaziyeti sınıflar arası mücadelenin deneyimleri bunu göstermektedir.


© Evrensel