Hürmüz krizi Türkiye ve Suriye için fırsat mı?
Hürmüz Boğazı’nın merkezde olduğu ABD-İran krizi hâlâ devam ediyor ancak son haberlere göre bir süredir yılan hikayesine dönen müzakerelerde ilerleme sağlanması mümkün görünüyor. İlk bakışta Trump yönetimi günlük en az 6 milyon dolar maliyeti olan savaş gemisi dahil İran’a saldırılarda büyük bir bütçeyi harcamasına rağmen karşılığında Hürmüz Boğazı’nı açtırmak ve uranyum zenginleştirme programını bir süre askıya aldırmak dışında pek bir şey elde edememiş gibi görünecek.
Trump’ın çarpıcı zaferler, somut sonuçlar peşinde olduğu malum. Bu durumdan nasıl bir hikaye çıkarmaya çalışacak henüz bilmiyoruz ancak Amerika’nın ve İsrail’in İran’ı kolay kolay rahat bırakmayacağı açık. İran’daki mevcut iç çekişmenin daha da körüklenmesi, istihbarat üzerinden İran içinde halkın örgütlenmesi ve silahlandırılması, iç isyanların teşvik edilmesi gibi faaliyetlerin yürütülmesi ihtimali hâlâ mevcut. Keza İsrail’in de her fırsatta suikastlara devam etmesi, İran içindeki istikrarsızlığın daha da derinleştirilmesi yönünde faaliyetler yürütmesi de oldukça olası.
Ancak artık İran açısından da mevcut durum pek de sürdürülebilir değil. Sonuçta İran da bu gerilim ve savaş süreçlerinde Rusya ve Çin’den beklediği desteği alamadığının, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ve BRICS gibi oluşumların kriz zamanlarda işlevsel olmadığının farkında. Yine İran halkının duruşu mevcut rejime sadakatten değil vatansız kalmama korkusundan kaynaklanıyor. İran içindeki çekişmeden şahinlerin baskın olarak çıkması, “Amerika’ya kafa tuttuk” gibi zafer sarhoşlukları ile daha da radikalleşmeleri gibi ihtimaller ülkedeki ekonomik durumun ve istikrarsızlığın daha da derinleşmesine sebep olabilir. Sonuç olarak, İran’daki yönetimin halkına karşı baskı politikalarından vazgeçmesi; dış politikasında ise, Batı dünyası ile daha esnek politikalara geçmesi zorunluluk haline gelecek gibi görünüyor.
Trump ise İran savaşı üzerinden NATO’ya ve AB ülkelerine açtığı savaşı bitirmeye niyetli değil. İran faturasını bu ülkelere kesmeye çalışması, bu nedenle NATO ve AB içindeki çatlakların ve gerilimlerin iyice büyümesi de oldukça muhtemel.
Bir taraftan bu gerilimler farklı senaryolarla devam ederken diğer taraftan........
