Türkiye’nin üzerine alınmadığı düşmanlık!
İsrail’e düşman bir Suriye’de Türkiye’nin Şam’a karşı güçlere kalkan olan askeri varlığı Tel Aviv için sorun değildi. Çünkü İsrail de Türkiye de aynı hedefe bakıyordu: Suriye’nin Orta Doğu düzenindeki yerinin değiştirilmesi. Bir anlamda Şam’ın Amerikan eksenine kazandırılması.
İsrail, Suriye’deki Türkiye’yi hedefe koyunca kafalar karıştı. Mademki Suriye halledildi, Amerikan destekli IŞİD ve el Kaide eskileri İsrail’le iyi komşuluk güvencesi de verdi, peki neden İsrail’le barışmaya hazır bir Suriye’de Türk askeri varlığı onlar için ‘tehdit’ oluverdi. “Türkiye, İsrail’e tehdit mi?” sorusuyla başlayanlar yanlış adreste delil arıyor. Suriye’nin İsrail’e altın tepside sunulmuş olması, bırakın İsrail’in dostluğunu, saldırmazlık güvencesini bile satın almaya yetmiyor. Burada gidilmesi gereken adres İsrail’in biyolojik kodlarıdır.
İsrail’de bazı muhalif isimler, Türkiye’de iktidar çevreleri, ABD Başkanı Donald Trump ve avenesi, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun 27 Ekim seçiminde koltuğu kaybetmemek için gerilimlere bel bağladığı yorumunu yapıyor. Yine olay yeri ekiplerini yanlış adrese yönlendiriyorlar. Bu yaklaşım, İsrail dışında herkesin kendini tutmasını temin ediyor. Dönemsel izahatlar bazı doğruları içerebilir. Netanyahu’yu kurtaran koalisyonların tutkalı gerilim, işgal ve soykırım. Fakat bu aynı zamanda İsrail’in kuruluş felsefesindeki devamlılığın bir parçası.
Oslo Barış Anlaşması’nı bile Batı Şeria’nın yüzde 60’ını yutan ve iki devletli çözümün alt yapısını yok eden bir yol için paspas yaptılar. Netanyahu olmasa İsrail’in, işgalci ve soykırımcı politikaları bırakmış, uluslararası sınırlarını resmen ilan etmiş ve barış içinde yaşamaya karar vermiş bir devlet olacağını sanıyorlar.
Meselenin özü şu: İsrail’in fırsat buldukça işgal ve kontrol çemberini genişletme stratejisinin örtüsü olan manipülatif ‘güvenlik kaygıları’, Suriye’nin çiğnenmiş bir toprak parçası olarak kalmasını gerektiriyor. İsrail 8 Aralık 2024’ten itibaren Suriye’de bütün askeri altyapıyı bombalayarak yeni bir statüko hedefledi. Buna göre Suriye artık İsrail’in önünde bir bariyer olamaz; işgale karşı koyacak silahlara, İsrail jetlerini rahatsız edecek radarlara ve hava savunma sistemlerine sahip olamaz; ülkenin güneyindeki dört vilayete asker ve silah konuşlandıramaz.
Bu yüzden Türkiye’nin Suriye’ye İsrail’in saldırı ve hareket özgürlüğünü kısıtlama kapasitesine sahip askeri teçhizat göndermesi ya da kendi güçlerini konuşlandırması kırmızı çizgi ilan edildi. Türkiye tehdit oluşturduğu için değil; İsrail kendi sınırsız saldırganlığını etkileyebilecek bir güç yapılanmasını istemediği için böyle oldu. Sonuçta Golan Tepeleri 1967’den beri işgal altında; BM Güvenlik Konseyi ve BM Genel Kurulu kararlarına göre burası hâlâ Suriye toprağı. Şeyh Dağı başta olmak üzere 2024’te işgal ettiği yerleri de geçici olarak elinde tuttuğunu düşünenler yanılıyor. İsrail güncellenen statükoda değişiklik talep edebilecek bir Suriye istemiyor.
5-6 Ocak’ta Paris’te ABD’nin uhdesindeki Suriye-İsrail görüşmelerinde kabul edilen ön........
