Lübnan’ın yeşil yolu: Düşmanın kollarında intihar
İran, ABD’yle olası anlaşmanın ilk maddesine “Lübnan dahil tüm cephelerde saldırıların sonlandırılması” koşulunu koydurmaya çalışırken Beyrut’ta Amerikan kuşatması altındaki iktidar apar topar İsrail’le el sıkıştı.
İran, İsrail’in Lübnan’daki saldırılara son vermemesi halinde ABD ile müzakereleri askıya alacağını, Ramat David Hava Üssüyle başlayarak İsrail’i füzelerle cezalandıracağını, Hürmüz’ü yeniden kapatacağını, Bab’ul Mendeb’i kapatmayı da gündemine alacağını bildirdi. ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’ya küfürler savurup fren yaptırmasının arkasında bu rest vardı.
Cumhurbaşkanı Joseph Avn ve Başbakan Nevaf Selam, İran’ın bu hamlesini “Lübnan’ın pazarlık kozu olarak kullanılması” ve “Lübnan’ın rehine haline getirilmesi” olarak yorumlamayı tercih etti. Ne var ki Hizbullah’ın yürüttüğü direnişten başka Lübnan yönetiminin elinde İsrail’i durduracak, ateşkesi dayatacak ve işgal ettiği yerlerden çekilmeye zorlayacak hiçbir araç yok. Lübnan ordusu ülkenin tek bir karışını savunabilecek durumda değil.
Meselelere düşmanın penceresinden bakmanın, ABD-İsrail-Körfez üçgeninden gelen bütün dayatma ve müdahalelerden gocunmayan, aksine bunları kendi siyasal varlığına dayanak yapan bazı çevreler dışında karşılığı nettir: Bu, İsrail için direnişin feda edilmesi ve Lübnan’ın düşmanına satılmasıdır.
Çünkü 3 Haziran’da Washington’da ABD, İsrail ve İsrail’in altına imza attığı üçlü deklarasyon özünde İsrail’in terör, suikast, bombardıman ve işgalle elde edemediğine anlaşma yoluyla ulaşmayı vadediyor.
Deklarasyona göre ateşkes, Hizbullah’ın ateş açmayı tamamen durdurmasına ve tüm mensuplarını Litani Nehri’nin güneyinden tahliye etmesine bağlı.
Tersinden okursak ateşkes, İsrail’in saldırıları durdurması, işgal ettiği yerlerden çekilmesi ve insanların evlerine dönmesine bağlı değil.
İkinci husus; deklarasyona göre Lübnan silahlı kuvvetlerinin Amerikan rehberliğinde devlet dışı tüm aktörleri dışlayarak, Hizbullah’ın çekildiği bölgelerde kontrolü üstlenmesi yönünde pilot bölgeler oluşturulacak.
Pilot bölgeler İsrail’in sahada sert direnişle karşılaştığı üç yerde denenecek.
Yani İsrail işgal güçleri tutunamadığı parçalarda Lübnan ordusunun olmasına yeşil ışık yakıyor. Bu madde de İsrail’in işgal ettiği topraklardan tamamen çekilmesini öngörmüyor. Ele geçiremediği birkaç yeri bir lütuf gibi Lübnan ordusuna bırakıyor. Bunun koşulu da bu bölgelerin silahsızlandırılmış olması.
Deklarasyona göre, “Taraflar, herhangi bir devlet veya devlet dışı aktörün Lübnan’ın geleceğini rehin alma girişimlerini reddediyor.”
Burada İran ve Hizbullah hedefe konulurken Lübnan bunun altına da imza atıyor. İsrail’in Lübnan’a tasallutu siyonist varlığın........
