menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Haysiyet savaşı!

267 0
08.03.2026

Soykırımcı-Esptein koalisyonunun İran’a karşı başlattığı savaşın ilk haftası, ağır yıkım ve kayıplara rağmen saldırgana kestirmeden hedeflediği zaferi sunmadı. Savaş, İran’ın misilleme saldırılarıyla çok sayıda ülkeyi ateş çemberinin içine aldı. Bunu göze alamayacağı düşünülüyordu.

ABD Başkanı Donald Trump’ın ‘strateji kitabı’ çok sayıda hata verdi. Dini Lider Ali Hamaney başta olmak üzere üst düzey kadroları öldürüp, ülkeyi başsız bırakarak hızlıca çöküşe sürükleme senaryosu izlendi, tutmadı. İran kendi anayasal kuralları içinde liderlik düzenini koruyor. Komuta-kontrolü çökertmek için silahlı kuvvetler ve Devrim Muhafızlarının neredeyse tüm karargahları ve tesisleri vuruldu. Savunma ve saldırıda ‘başsızlık’ oluşmadı.

Bu savaşın en önemli hedefi füze üretim tesisleri, yer altı depoları ve fırlatma rampalarını yok etmekti. İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, İran’ın balistik füze rampalarının yüzde 60’tan fazlasını, hava savunma sistemlerinin de yüzde 80’ini yok ettiklerini öne sürüyor. ABD Genelkurmay Başkanı General Dan Caine’e göre İran’ın fırlattığı balistik füzelerin sayısı ilk gününe kıyasla yüzde 86 azaldı. Kamikaze İHA’ların sayısı ise yüzde 73 düştü. Öyleyse İran’ın teslim olmaktan başka şansı kalmadı!

Fakat fırlatma sayısı azalsa da İran nitelikli misillemeler yapıyor. İlk haftayı 23’üncü dalga misillemeyle kapattı.

Bu savaşın kurgusuna göre karakollar, Besic ve istihbarat merkezleri vurulduğunda güvenlik boşluğu oluşacak; bu sayede muhalifler sokaklara dökülecek ve iktidarı ele geçirecekti.

Evet halk sokaklara çıktı ama yıkmak için değil Hamaney’in yasını tutmak için. Hamaney’in bir sığınakta değil de konutunda aile fertleriyle birlikte öldürülmesi meşruiyet krizi yaşayan bir düzene yeni ve güçlü bir sembol kazandırdı. Hamaney’in ‘Kerbelaî direniş’ çağrısı kendi yokluğundan varlık buldu.

Ülke üzerinde ‘serbest’ hava koridorları açarak hakimiyet kurma hedefi güdülüyor ama henüz bunu ilan edecek durumda değiller.

Düşürülen Hermes, Heron ve MQ9 tipi SİHA sayısı 40’ı geçtiğine göre hava savunma sistemleri hâlâ yanıt veriyor.

Ağır yıkıma karşılık İran için bazı sembolik zaferler de var. Riyad’da CIA istasyonu ve Amerikan Elçiliği, Birleşik Arap Emirlikleri’nde AN/TPY-2 radar sistemi, Katar’da ‘ufuk ötesi’ FPS132 radarı, Kuveyt ve Ürdün’deki radarların vurulması bunların başında geliyor.

Hayfa’dan Dubai’ye kadar İsrail’i korumak için oluşturulmuş kalkan ağı kısmen köreldi. ABD’nin bölgedeki 17 üssü vuruldu. Dokunulamaz hegemonik kibir için bunlar hafife alınacak sonuçlar değil. İsrail’de hedef alınan stratejik yerlerdeki tabloyu göremiyoruz, çünkü askeri karartma uygulanıyor.

ABD’nin bölgesel askeri konuşlanma mimarisi darbe alıyor. Dahası Körfez ülkelerindeki Amerikan koruması çöküyor. İran’ı hedef alacak şekilde ABD’ye üs vermenin çok maliyetli ve tehlikeli olduğunu gördüler.

“İran Arap ülkelerini bombalıyor” algısıyla koalisyonu genişletme çabaları devam etse de bunun ekonomik altyapıyı yok edecek bir savaşa dönüşmesinden korkan Suudi Arabistan ve Emirlikler gibi ülkeler hem İran’a hem de Trump yönetimine yanaşıyor. Katar’ın ‘Dünya ekonomileri çökebilir’ uyarısı diğer ülkeler tarafından paylaşılıyor.

Trump yönetimine göre donanma denizin dibinde, hava kuvvetleri diye bir şey kalmadı, İran yerde yumruklanıyor. Hürmüz........

© Evrensel