General Mazlum’dan Müsteşar Mustafa Halil Abdi’ye
Suriye’de çatışmalarda toprağa düşen gençlerle mezarlıklar genişlerken Kürt hareketinin topluma vaatleri de genişledi. Suriye’ye karşı kirli müdahaledeki ana aktörlerin oluşturduğu denklemdeki yeri de büyüdü. Kürtleri çevreleyen demografik, coğrafi ve siyasal gerçekliğe uygun kanton sistemine dayalı özerklik, IŞİD’in peşinden petrol, doğal gaz ve su kaynaklarına doğru giderken ‘Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi’ olarak Arap bölgelerine yayıldı.
ABD’nin silah, finans ve gündemiyle büyürken aslında sınırlandı; kendi özgünlüğünden çıktı. Kaygan zeminde gerçeklikten kopuş, hatalı okumalar ve yanlış değerlendirmeler birkaç günde toprakların yüzde 80’inin kaybedildiği bir çöküşü beraberinde getirdi.
Suriye Demokratik Güçlerini (SDG) büyüten güç, onun yeni Suriye’deki yerini de tayin etti. Bu yerin Kobanê’de, Kamışlı’da, Haseke’de, Derik’te, Amude’de mezarların başında, gidenlerin hayalleri için yemin edenlerin uhdeleriyle bir ilgisi yok.
25 Ağustos 2026’da yakın dönemin en önemli sayfalarından biri daha çevrildi. Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve özerk yönetim resmen feshedildi. SDG’nin gücünün zirvesinde imzaladığı 10 Mart 2025 anlaşması ve büyük gerilemenin ardından imzaladığı 29 Ocak 2026 anlaşmasının hedeflediği noktaya gelindi.
SDG en büyük destekçisi ABD’nin belirlediği yol haritasıyla HTŞ liderliğindeki yeni Suriye rejimine eklemleniyor. Buna entegrasyon denilse de süreç, ağır çekimde yeni düzen içinde bir erime işlemidir. Kürtler adına bir iki kazanımı öne çıkararak teselli bulsalar da sürecin aktörleri açısından hikayenin böyle bitmesi, itiraf edilmeyi bekleyen büyük bir hezimettir.
Fiili askeri ve siyasi özerk yapının, müstakbel Suriye’de anayasal statü kazanması asgari hedefti. İddia bu modelin bütün Suriye’ye geçirilmesiydi. Hatta Esad yönetiminin yıkılmasının ardından HTŞ’nin kısa sürede tökezleyeceği, kontrolü kaybedeceği, uluslararası desteğinin çekileceği, ABD ve İsrail’in desteğiyle SDG’nin yeni Suriye’de ana aktör olacağını düşünüyorlardı.
Bölgedeki kamu kurumları, sınır kapıları, petrol ve doğal gaz sahaları, barajlar, havaalanı ve hapishanelerde kontrol merkeze devredilirken geriye birkaç teselli ikramiyesi kaldı. 100 bin kişilik SDG ordusundan geriye YPG’nin öz kadroları kaldı. Onların da ancak 5 bin 200 kadarı 4 tugay halinde yeni orduya katıldı. Kadın Koruma Birliklerinin (YPJ) de terörle mücadele gücü olarak İç Güvenlik Güçleri’ne alınması planlanıyor. YPG Komutanı Sipan Hemo’ya savunma bakanı yardımcılığı düştü. SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi de, Ebu Muhammed el Colani’nin........
