menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu?

164 22
01.02.2026

Suriye’de Kürt hareketinin olağanüstü koşulların sunduğu fırsatlar üzerinden yelkenlerini şişirdiği ve benim ‘Kürtlerin Zamanı’ dediğim tarihin bu kesiti, başlangıçtaki iddialar ve günün sonunda elde kalanlarla birlikte uzun süre tartışmalara konu olacaktır.

Afrin, Kobanê ve Cezire bölgesinde kanton sistemiyle başlayan, eş başkanlık ve kotalarla kadınlara alan açan, Kadın Koruma Birliklerini (YPJ) öz savunmanın ön cephesine alan, diğer halkları yönetime katmayı vadeden, yerel komiteler, ‘demokratik meclis’, yürütme konseyi (hükümet) ve seküler ‘toplumsal sözleşme’ (anayasa) ile temellendirilen ‘demokratik özerklik’ modeli ekim 2014’ten itibaren YPG’nin IŞİD’e karşı Amerikan ajandasına dahil edilmesiyle dönüşüm geçirdi. Başlangıçtaki ‘üçüncü yol’ stratejisinde temel sapmalar yaşandı.

Kontrol alanları Arap bölgelerine yayılırken Fırat her halükarda savunma hattına, nehrin batısındaki bazı alanlar da potansiyel genişlemenin yeni ön cephelerine dönüştü. Mesela Menbic, önce Afrin ardından Akdeniz’e kavuşacak bir koridorun başlangıç noktasıydı. Yani çift ajandalı bir harita üzerinden geleceğe bakılıyordu.

Petrol ve doğal gaz sahaları, barajlar ve elektrik santralleri ve sınır kapılarının kontrolüyle bir güç denklemi kuruluyordu. IŞİD’e karşı Rus-Suriye değil de Amerikan ortaklığını tercih etmek geleceğe yönelik beklentilerle ilintiliydi. Uluslararası meşruiyet kazanılacak, askeri destek özerklik için siyasi bir tanımaya dönüşecek, ola ki bir gün rejim yıkılırsa bu yapı müstakbel Suriye’nin dönüştürücü gücü ve taşıyıcı kolonu olacak, bu olmazsa uluslararası güçlerin desteğiyle başka bir gelecek inşa edilecek.

Fakat uluslararası destek kendi çıkarlarını ve jeopolitik tasarımını izliyor. Rejimin yıkılmasıyla birlikte Washington’ın Suriye’deki hedefleri karşılanırken özerklik modelinin Amerikan varlığı ve desteğine teyellenmiş hayallerine kabus çöktü. SDG’nin Arap bileşenleri için de ortaklığın zemini değişti. Fırat’ın batısı ve doğusunda hızlı çöküşün nedeni ve dinamikleri, aynı zamanda Temmuz 2012’den bu yana ‘Kürtlerin Zamanı’nı heba eden tercihler, yanlışlıklar ve hesap hatalarıyla doğrudan örtüşüyor.

Kürtler Amerikan desteği ve 100 bin kişilik askeri-güvenlik gücüyle Fırat’ın doğusunu bir bütün olarak, Fırat’ın batısındaki yerleri de kaldıraç olarak kullanarak masadan yekpare bir özerklik kaldıracağını umuyordu. 10 Mart anlaşmasına bu hedefler setiyle bakılıyordu. Aşiretlerin saf değiştirmesi, ABD’nin “Buraya kadar” demesi, yaratılan beklentilerin aksine Tel Aviv’in el atmaması ya da güneyi İsrail’in, kuzeyi Türkiye’nin nüfuz alanı olarak görmesi 18 Ocak anlaşmasının dayatılabileceği yeni bir kontrol haritasını........

© Evrensel