Habermas’ın ardından
Yazdıklarıyla yaşadığı dönemi etkileyen ve muhtemelen daha sonra da etkileyecek isimlerden biri olan Alman felsefeci ve sosyolog Jürgen Habermas, -Karl Marx ile aynı gün- 14 Mart’ta, 96 yaşında aramızdan ayrıldı.
Habermas’ın, İsrail’in 7 Ekim 2023 tarihindeki Hamas saldırılarının ardından giriştiği misillemeyi İsrail’in ‘meşru müdafaa’ hakkı diye tarif edip, vardığı boyutun soykırım olarak adlandırılamayacağını öne süren bir bildiriye imza atması, ölümünün duyurulmasının ardından sosyal medyada herhalde en çok hatırlatılan yönü oldu. Ömrünü felsefe, siyaset bilimi ve sosyoloji üzerine çalışmalarla geçirmiş, öğrenciler yetiştirmiş ve ‘kamusal alan’, ‘anayasal vatandaşlık’, ‘müzakereci demokrasi’, ‘diyalog’ ve ‘iletişimsel eylem’ vurgularıyla barış ve demokrasiye dair çalışmalarda sıkça atıf yapılan bir ismin, sapla saman arasındaki farkı silikleştirecek bir noktaya savrulması hafife alınmayacak bir yanlıştır.
Peki Habermas, bu tavrından önceki 93 yılına neler sığdırmıştı? Bazı değinmelerle devam edelim. 1929 yılında Almanya’nın Düsseldorf kentinde dünyaya gelen Habermas, Frankfurt Okulu’nun ikinci kuşak temsilcilerindendi. Kamusal Alanın Yapısal Dönüşümü (1962) adlı kitabında ele aldığı ‘kamusal alan’ kavramı, siyasal ve toplumsal meselelerin tartışıldığı kamusal alanın tarihsel gelişimine dair özellikleriyle kendisinden sıkça söz ettirdi. Kendisiyle anılacak çalışmalarından biri de, “iletişimsel eylem kuramı”dır. İletişimsel Eylem Kuramı (1981) adlı kitabında,........
