Hayatta kalma mücadelesi
Türkiye’de geniş halk kitleleri, uzun süredir sırtına binen ağır yükler nedeniyle tarihinin en yıpratıcı ve zor zamanlarından birini yaşıyor. 2026 yılının ortasına geldiğimiz bugünlerde, özellikle dar ve sabit gelirli milyonlar açısından hayatı idame ettirmek her geçen gün daha da zorlaşıyor.
Gıda, barınma ve ulaşım gibi en temel ihtiyaçlara erişmek bile başlı başına bir mücadele gerektiriyor. Asgari ücretle ya da onun biraz üzerindeki maaşlarla hayatta kalmaya çalışan milyonlarca insan, her ay bütçelerinde adeta imkansızı başarmak, ekonomik mucizeler yaratmak zorunda kalıyorlar.
Erdoğan-Şimşek ekonomi programlarının faturası, çarşı ve pazardaki fahiş fiyat artışlarıyla doğrudan doğruya emeğiyle geçinen kitlenin sırtına yüklenmiş durumda. Milyonlarca işçinin karşı karşıya kaldığı bu ağır tablonun arkasında sinsi bir sömürü çarkı işletiliyor. Ücretli emekçiler, uzun süredir emeğin sistematik olarak mülksüzleştirildiği finansallaşmış bir emek rejiminin kıskacında. İktidarın enflasyonu sinsi bir servet transferi aracı olarak kullanması ve ücretleri bilinçli şekilde bastırması, bu sömürü........
