menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kazanç şirketlere, fatura gelecek kuşaklara

15 0
13.10.2026

Antik çağlarda yapılan madenciliğin izlerini bugün, binlerce yıl sonra göl ve bataklıkların tortularında bulabiliyoruz.

Bugünün madenciliği ise Antik Çağ’la kıyaslanamayacak büyüklükte.

Maden şirketleri dağları deliyor, milyonlarca ton kayayı kırıyor, öğütüyorlar. İçindeki az miktardaki altını, bakırı ya da başka bir metali elde etmek için geriye milyonlarca ton pasa ve maden atığı bırakılıyor.

Madenin ekonomik ömrü 15 yıl, 20 yıl, belki 30 yıl.

Peki, atığın ömrü ne kadar?

Altın madenciliği tartışılırken konu çoğu zaman siyanüre geliyor. Elbette siyanür son derece zehirli ve ciddi bir risktir.

Ama gelecek kuşaklar açısından sorun yalnızca siyanür değil. Siyanür uygun koşullarda zamanla parçalanabilir. Arsenik, kurşun, kadmiyum, cıva gibi elementler ise yok olmaz. Maden kapansa da oradadırlar.

Gelecek kuşaklar açısından asıl sorun budur!

Yer altındaki kaya parçalanarak yüzeye çıkarıldığında, daha önce hava ve suyla sınırlı temas eden mineraller yağmur ve oksijenle buluşur. Özellikle sülfürlü minerallerin bulunduğu cevherlerde bunun sonucunda asit maden drenajı oluşabilir.

Yağmur suyu pasa yığınlarının arasından geçerken asitlenir. Asitlenen su da kayanın içerisindeki arsenik, kurşun, kadmiyum, bakır ve çinko gibi metalleri çözerek taşımaya........

© Evrensel