menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Baskın haberi patrona, ölüm haberi işçinin evine

11 0
previous day

Zonguldak’ta kaçak maden ocaklarına yapılacak baskınların önceden haber verildiği, denetim ve imha işlemlerinin engellendiği ya da geciktirildiği iddiasıyla yürütülen soruşturmada dört kişi tutuklandı. Bazı ocaklar mühürlenmediği halde tutanaklarda mühürlenmiş gibi gösterilmiş. Şüpheliler arasında ocak işletmecilerinin yanında bir TTK çalışanı ve bir orman muhafaza memuru bulunuyor. Soruşturmanın ortaya koyması gereken yalnızca kimin ne kadar rüşvet aldığı değil. Hangi ocaklar açık tutuldu, buralarda kaç işçi çalıştırıldı, çıkarılan kömür hangi işletmenin evrakıyla satıldı? Türkiye’de çalışma hukukunun erken düzenlemelerine kaynaklık eden Zonguldak’ta, şimdi denetimin yapılmış gibi gösterilmesi araştırılıyor. Havzanın geçmişiyle bugünü arasındaki bağ, kömürün yanında işçinin hayatının hiçe sayılması.

Kömür için zorla çalıştırılanlar

1867 tarihli Dilaver Paşa Nizamnamesi, kömür üretimini sürdürmek için havza insanına zorunlu çalışma yükümlülüğü getirmişti. Köylünün tarlası, ailesi, kendi geçim işleri vardı. Fakat işletmenin iş gücü ihtiyacı, nerede çalışacağına ilişkin kararının önüne geçiyordu. Milli Mücadele yıllarında çıkarılan 1921 tarihli 151 sayılı Havza Kanunu, zorla çalıştırmayı ve angaryayı yasakladı. Yer altında 18 yaşından küçüklerin çalıştırılmasına izin vermedi. Günlük çalışmayı sekiz saatle sınırlandırdı; ocağa iniş ve çıkışta geçen zamanı da bu süreye dahil etti. Yaralanan ve hastalanan işçinin tedavisini işletmeciye yükledi. Sağlık ve çalışma koşullarına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmeyen işletmecinin ruhsat ve imtiyazının feshedilmesini öngördü. Cumhuriyet ilan edilmeden önce yazılmış bu hükümler, cumhuriyet döneminde de kendiliğinden korunmadı. 1940’ta Millî Korunma Kanunu’na dayanılarak havzada yeniden ücretli iş mükellefiyeti başlatıldı. İşçiye ücret ödeniyordu ama çalışıp çalışmama kararı kendisine bırakılmıyordu. Üretim artırılacak, gereken insan gücü buna göre sağlanacaktı. Çalışma hayatının tarihi kesintisiz bir ilerleme hikayesi değil. Üretimin ihtiyacı gerekçe gösterildiğinde, kanuna yazılmış haklar da geri alınabiliyor. Bugünse hakların ve denetimin varlığı ilan edilirken, işçinin bunlardan yararlanamadığı bir çalışma düzeni sürüyor. Kanun var, uygulanmış gibi; denetim var, yapılmış gibi; ocak açık, kapatılmış gibi.........

© Evrensel