Yeni büyük cezaevleri ve büyüme
Toplumun yoksullaşması; sağ iktidarların özgürlükleri özel girişimci sermaye gruplarına tanımasından kaynaklıdır. Ancak çıkar çatışmaları ile gelinen durum sonunda sermayedarları da özgürlüklerinden yoksun bırakıyormuş gibi gözüküyor. Olay nettir. TÜSİAD-hükümet çatışması gibi görülen bu durum aslında hükumetin devamını koruyabilme çabasıdır.
Demokratik işleyişte, hükümetler belirli zaman için planlanmış programlarını uygulamaya çalışırlar. Bu uygulamaların toplumsal eleştirileri, örgütlü yapılar ve halk tarafından özgürce yapılır. Yapılan işlemler bağımsız kurumlarca denetlenir. Sonrasında seçim sonuçlarına göre hükümet yenilenir. Demokratik işleyişte hükümetler, devamlılığı için siyasal iktidarını kurumlar üzerine konumlandırmaz.
Demokratik olmayan hükümetler toplumun genel durumu ve geleceğinden daha çok iktidarlarını nasıl sürdürecekleri üzerine odaklanırlar. Bunun için her türlü yol, yöntem ve uygulamayı denerler. Durumun sürdürülebilirliği için de toplumu çeşitli işleyişlere yönlendirirler. En önceliklisi seçim süreçleri… Demokrasiyi sadece oy kullanılan süreçlere tıkıştırır ve önlerindeki süreyi yeniden iktidarı elde tutacak şekilde programlamaya çalışırlar. Ancak seçimlerde oy kaybına uğramaya başladıklarında önce seçim sistemlerine yönelik değişikliklere girişirler. Ardından iktidar etme konularında toplumsal destekleri zayıfladıkça kurumları tekleştiren ve bağımsızlığını ortadan kaldıran işlemleri hiç çekinmeden uygulamaya sokarlar. Bunlara daha niceleri eklenebilir. 1980 askeri darbesi sonrasında yaşadıklarımız örnek değil mi?
İşte haklar toplamı olarak bilinen demokrasi bugün Türkiye’de askıya alınmıştır. Bu hakların ilki söz söylemedir. Bugün ise konuşan cezaevine atılmaktadır. Bir araya gelenlerin bir kısmı terör örgütü üyeliği ya da iltisakı iddiasıyla cezalandırılmaktadır. Canlı yayınlarda gözaltı ve tutuklamaları izliyoruz. Sonu cezaevi. Ayrıca örgütlenme ve çalışma yaşamında emeğinin hakkına ulaşabilecek sendikalaşma........
© Evrensel
