Mesele 500 bin ‘kumarbaz’ değil
Fon işi patlayalı bir haftayı geride bıraktı. Faturayı kimin ödeyeceği, suçlunun kim olduğu, faturanın büyüklüğü gibi sorular karşısında ortalık hala toz duman.
Herkes kendince, bir noktadan ‘taş atıyor’ şeytana!
“Milleti söğüşleyip yatlar, katlar hatta uçak alan patronlar çeksin cezasını” diyenler. ‘İyi oldu aç gözlülere, yüzde 500 kazanırken iyiydi’ diye oh çekenler. ‘Siyasi sorumlular’ nerede diye soranlar.
Oysa fon batağının faturasını sadece fonda parası batanlar ödemeyecek. Taşı doğru yere atmak için meselenin kendisini ve müsebbiplerini doğru anlamak gerek.
Ne oldu, nasıl oldu? Bu sorudan başlamalı!
Önce resmen dolandırıcılık masası kuruldu: ‘Kurallı’, ‘yasal’.
2020 yılında fonlar kuruldu.
Önüne gelenin, ‘halka açılıyoruz’ söylemi eşliğinde borsaya girişine izin verildi. Simitçi, kahveci, gazozcu… Herkes borsaya açıldı. Oysa açılan yeni moda vurgunun’ önüydü!
Pörtföy şirketleri borsaya yeni girenlerin ‘ucuz’, ‘niteliksiz’ (öyle ya bu küçük şirketlerin ne kazançları olacak da hisselerinin değeri olsun) hisselerini alıp şişirmeleri üzerine kurulu bir vurgun.
Diyelim bir A şirketinin 100 hissesi var; 20’si dolaşımda… Tek bir hisse fiyatı da diyelim 30 lira olsun. Dolaşımdaki hisselerin 15’ini tek bir portföy şirketi alıyor. Satın alan bu şirket örneğin şimdi tasfiye edilen ‘Pusula’ olsun… Pusula bir anda alım yapınca, bu hisselere talep arttı diye 30 lira olan hisse senet fiyatı 50 liraya çıkıyor.
Bir anda parlayan ‘yıldıza’ dönüşen hisselere, yüksek kazanç getiriyor diye bakanların sayısı artıyor. Pusulanın aldıkları dışında geriye sadece satılabilir 5 hisse kaldığı için bu ‘parlak yıldıza’ doğru hücum eden çok sayıda kişi değeri 50 liradan 120 liraya taşıyor.
Böylece… Yüzde 400’lük bir değer artışı yaşanıyor; 30 liralık hisse 120 liraya çıkıyor. A şirketinin 100 tane hissesinin her biri artık 120 lira…
Pusula’nın, 450 lira ödediği elindeki 15 hissenin değeri artık 1800 lira…
Hisse değer artıkça yüksek getiri göstermeye başlıyor. Getiri artıkça yeni yatırımcı, yeni para giriyor sisteme.
İşte bugün bazı hisseler için konuşulan 17 bin kat değer artışı işte böyle oluşuyor.
İşte bu çark sonucu bir gıda firması Türk traktörden, bir küçük şirket otomotiv devi Ford’tan, bir sigorta şirketi koca bir bankadan daha değerli gözüküyor.
Ve bu fon alıp şişirme işinde alan da satan da çoğu zaman aynı ortak!
Bazen ortada şirket bile olmuyor. Örnek bugünlerde patlayan Gündoğdu Gıda!
‘Peynir süt üreteceğiz, oradan kar dağıtacağız deyip borsaya giriyor, 2024 yılında. Hisse değeri 9 kat artıyor. Mübarek Süt akan ırmak bulmuş gibi!
Sonra bıraktı üretimi; elindeki fabrika, alet ne varsa sattı. Tabi ki ortak şirkete.. Kendisi sadece tabelaya döndü. Hisse değeri bu süreçte 9 kat daha arttı. İki yılda 35 liralık hisse oldu 2 bin 700 TL.
Ve sadece bir tabela şirketi olan Gündoğdu 100 milyar TL’lik değere ulaştı.
AL GÜLÜM VER GÜLÜMDE VURGUN BİTMEZ
Ortak şirketlerin al gülüm ver gülüm şişirmeleri sayesinde oluyor bu ‘inanılmaz’ değerler; gerçekte bir karşılığı yok!
Bu arada hisse şişirmesi ile sınırlı değil vurgun.
Şimdi sorgulanan fon şirketlerinden Tera geçen yıl TLY isimli fonundan 13.5 milyar lira “fon yönetim ücreti” geliri elde etmiş.
Bu mümkün değil! Yüzde 2 pay alsa, bu düzeyde gelir elde etmek için 700 milyarlık fon yönetmesi gerekir.
Yok tabi bu düzeyde bir fon. O zaman........
