Millet “her şeyi” görüyor mu?
İktidar, fon vurgunu ile muhalefet belediyelerine yönelik ‘silkeleme’ operasyonları üzerinden, “Asrın soygunu”, “ahtapotun kolları gibi yayılmış çıkar amaçlı suç örgütü” söylemleriyle aylardır inşa ettiği bütün bir ‘soygun’ öyküsünü kendisine yöneltilmiş olarak buluverdi. Buna benzer/benzemez önceki kriz anlarında olduğu gibi birkaç gün süren sessizliğin ardından başlayan durumu toparlama ve tam da “atlatılacak” bir seçime doğru gidilirken en az hasarla işin içinden sıyrılma çabasını izliyoruz şimdi. Bu yolda ilk kural ‘sızdırmaz’ bir kriz yönetimi inşa etmek. Çünkü sızdırıldığı anda halkın karşısına çıkıldığında açıklanması zorlaşacak pek çok yeni sorun potansiyeli taşıyan bolca ‘malzeme’ var ortada.
Nitekim Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve kurulan fon kurulunun başkanı Cevdet Yılmaz, Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamalarda, “Ana parasını alan kendisini mağdur saymasın” diyerek anlattığı kanun teklifine dair açıklamalar yaptı. Sonra da sözü “eleştirilere” getirdi. Yeni Parti Milletvekili Ümit Özlale’nin, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Göktaş ve Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın da bu vurgundan pay aldığına dair iddialarının ‘algı yönetimi’ olduğunu söyledi. Muhatapları tarafından yalanlanan ve Özlale’nin de arkasında duramadığı bu hatalı iddiaların ‘itibarsızlaştırma’ çabası olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanının bu konudaki tavrının çok net olduğunu ve “babalarının oğlu olsa” bu vurguna karışanların affedilmeyeceğini ekledi. Ancak gerçekten de bu isimler kimlerin “babalarının oğulları” ya da “damatları”, “kızları”, “torunları”? Cevdet Yılmaz buna dair bir açıklama yapmadı. Buna dair bir açıklama yapmayan sadece Yılmaz değil tabii. İktidarın meseleye dair konuşan hiçbir ismi bu vurguncu listesinin açıklanacağına ve haksız kazanç elde etmiş isimlerin şimdi değilse de örneğin bir zaman sonra kamuoyuna duyurulacağına dair bir söz vermedi, vermiyor, veremez. O zaman ortaya çıkacak yeni tehlikeler var çünkü. Dolayısıyla o kayıtlı, belgeli isimlerin........
