Kırılma anı!
Yeni bir dünya savaşının peşrev kısmında mıyız yoksa ‘Bir gün öyle bir gün böyle konuşan bir deli’nin sıkıştığında kaçıp gideceği bir başka dünya eşkıyalığı mıdır İran sahnesinde izlediğimiz?
76 yıllık NATO dağılıyor ve yeni bir ‘güvenlik sistemi’ arayışı mı başlıyor yerine yoksa tam aksine ve aslında bu örgütün, ağababalarının ihtiyaçları doğrultusunda yeniden şekillendirilme sürecini mi izliyoruz?
İran’ın ABD-İsrail saldırganlığına karşı ortaya koyduğu direnç yeni mücadeleler öncesi bizim gibi ülkeler için umut mu yoksa kimi iktidar sözcülerinin ara ara tekrar etmeyi sevdiği gibi ‘Kazanılamayacak bir savaş için boşuna verilmiş kayıplar’ mı?
28 Şubat’tan bu yana devam eden savaş ortamının ortaya çıkardığı soru çok. Bazılarının yanıtları aslında biliniyor ama dile getirilemiyor pek. Yanıtlarının kabullenilmesi zor demek ki. Zor çünkü daha fazla kayba, acıya, zalimliğe açılacak başka kapılara işaret eden yanıtlar bunlar. Sadece Lübnan’da son süreçte ortaya çıkan tabloda görüldüğü gibi: “Tahliye edin” diye işaret ettiği bölgenin kilometrelerce ötesinde sivilleri vuran siyonist saldırganlık örneğin… Bu ülkenin toptan tahliyesi mi isteniyor? Cevap aranmanın beyhude olduğunu Gazze’de defalarca gösterdikleri sorular. İnsana ‘tek çare direniş’ dedirten cinsten! “Uzlaşma”, “anlaşma”, “mutabakat” kelimelerinin anlamsızlaştığı anlardır birikip gelen. “Barış” zaten iğdiş edilip bırakılmış çoktan!
Bu durumda Türkiye için ne yapılmalı?
‘Bereketli hilal’ Libya’dan İran’a yıllardır dışarıdan gelen saldırganların ve bölgedeki destekçilerinin döktükleri kanla can çekişerek yaşamaya........
