menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kaybettiren hayıf

34 0
18.07.2026

Çoğu insan, bağımsız düşünme ve kendi akıl yürütme yeteneklerini kullanma cesaretine sahip olmadığından, bilgilerini ancak başkalarının yönlendirmesiyle kullanır. Gerçeği keşfetmek için entelektüel cesaret gerekir.

Yüzümüzü Ortadoğu'ya döndüğümüzden beri edindirildiğimiz en kötü huylardan biri hayıf.

Hayıf adına diz dövmekten ayağa kalkamaz olduk.

Bir de perde çekildi gözlerimize, ortada bir magazin kırıntısı bulunca hakikat dağ olsa göremiyoruz. Sözün şehveti de hareketi unutturdu, en ilgi çeken cümleyi kurma çabasında zayi oluyoruz.

Haluk Levent tutuklandı. Önce hayıf geldi; ah biz nasıl inandık da bağışlar yaptık, ardında durduk, diye.

Oysa asıl soru: 99 depreminde toplanan vergiler neredeydi, Kızılay neredeydi, Afad neredeydi de biz medet aradık sivil toplumdan?

Hemen hayıf: Biz şimdi kime güveneceğiz?

Kendine illa kahraman arayan toplumun bir kez daha ifşası.

Sonra "Ben demiştim."ciler gelir. "Bu zaten böyle biriydi, durun size anlatayım..."

Nedense bütün sinyal olabilecek eski hikayeler iş işten geçtikten sonra tam da sözün şehveti dalgasında saçılır ortaya.

Sonra biz konuşmaya başlarız; evlilik vaadiyle bir kadını kandırmış meğer zaten parasını aldığı başka kadınla evliymiş. Her şey ama her şey birkaç saat içinde magazinleşir: yolsuzluklar, cinayetler, rant, gasp ve adaletsizlikler...

Şu mübah kavramı ya da oh olsunculuk hepimize sirayet etti. Bir kere kötü bellediysek artık hangi suçun hırkasını giydirirsen giydir, hakikat çok da umurumuzda değildir. Asli suçu önemsemez oluruz ya da gerçeği.

Oysa biz halkız bizi devlete dair her şey ilgilendirir, aldığı ve almadığı vergi de yaptığı ve yapmadığı denetim de.

Bu vesileyle otoriter rejimlerin dayanaklarını hatırlatalım,........

© Evrensel