İnce işler
Ah, kimselerin vakti yokDurup ince şeyleri anlamayaKalın fırçalarını kullanarak geçiyorlarEvler çocuklar mezarlar çizerek dünyaya
Instagram sebep göstermeden milyonlarca hesabı kapatmaya başladı
Kullanıcılar muhatap bulamıyor. Basit bir sosyal medya hesabı gibi gelse de bazı insan için gelir kaynağı bazıları içinse tüm anılarının yer aldığı bir hafıza.
Cirosu çoğu ülkenin gayrisafi milli hafızasından, kullanıcısı birçok ülkenin nüfusundan, elindeki data çoğu istihbarat teşkilatından büyük bu şirketler kapitalizmin taşıyıcı çıtasını devletlerin elinden aldı. Biz de uyumlandık öylece.
Hesabı kapatılanlar emeklerinin gittiğinden bahsediyor. Elindeki 36’lık film rulosunu gerçekten kayda değer anlar için kullanmak, en iyi kareyi tek seferde yakalamaya çalışmak, filmin bitmesi için uğraşmayıp her bir kare için iyi an beklemek ve bir stüdyoda tab edilene kadar sabretmek de bir emek ve incelikti. Daha az data daha fazla kalıcılık.
Hayatımıza daha çok emek verdiğimiz günlere özlem de nostaljiyi tetikliyor olabilir. Yaşama veriyorduk emeği, şimdilerde her yerde sürüklenirken yalnızca hayatta kalmaya ve var olmaya harcıyoruz sanki.
Elimizde bir telefon, kaydır kere kaydır, geçti gitti biricik ömrümüzün saatleri üstelik ortalık yangın yeriyken.
Sosyal medyada ortaya atılan her şeyle ilgili hepimizin düşüncesi var ve herkesin her şeyle ilgili fikrini bilmek iyi gelmedi bize. İnsana tahammülümüz azaldı. Bazı fikirleri üzerine düşünmeden genel kanı diye yapıştırıyoruz dilimize bazen de en farklı olanı söyleme arzusuyla düşünülmüş ama iyilikle düşünülmemiş cümleler üretiyoruz.
Deniz Göktaş’ın stand-up’ı konuşuldu bu hafta, politik bilincinden etkilendi insanlar. Bu şakaların yapılabilmesiyle baskı rejiminde rahat bir nefes aldık. İzahı olmayanların........
