Geri neyi kalır ki?
Ülkemiz çok güzeldir, üç yanı denizlerle çevrili, dağları yemyeşil.
Mutfağımız pek geniştir, ellerimiz lezzetli. Halk oyunlarımız yüzlercedir, yerel enstrümanlarımız çok, atasözü, deyim ve küfürlerimiz de ciltlerce.
Kültür desen yani çeşit kere çeşitli, bastığımız her yerde bir tarih ki kadim kere kadim.
Ama bazı şeyler yapılamaz bizde.
Denizlerimize girmek zordur, halka açık sahillerimize halk olarak ulaşmak yürek ya da nakit ister.
Eğer sahil bir metropole aitse, en güzel yerini ülkenin başkanı kapatmıştır kendine, gerisine de sermaye yerleşmiştir genelde.
Yemyeşil ormanlarımızın içinde imara açılmış alanlar vardır, oralarda güzel evler ya da az daha yukarıda şirin köyler.
Buralara yerleşme hayali kurulmaz ülkemizde artık, yanıverir Alimallah bir gecede.
Toprağı çok bereketli olan memleketimizde öyle kafana göre tarım yapılmaz bir kere. Maliyet fiyatının altına soğanını alır beşle çarpıp verirler marketlere. Sen de batarken izlersin fiyatları hüzünle.
Atalarımıza çok bağlı olduğumuzdan ve geçmişimizden çok gurur duyduğumuzdan hem atalarımız çok önemlidir hem milliyetçilik, bu söylemlerin alkışı peşindir lakin ata tohum alıp satacak, tarımı ata tohumla yapacaksan yasaları iyi bilmen gerekir.
Her yeri meyve bahçesi, asmaları bağları saran memleketimizde butik içki üretimi yapılamaz. Yasalarımız ağırdır. Böylece Osmanlı’nın son dönemlerinde 340 milyon litre olan şarap ihracatı yeni Türkiye’mizde 3.5 milyon litreye düşmüştür ama olsundur, biz kendi üzümümüzden içki........
