ABD dördüncü Reich mi?
Sosyalizm ya da barbarca bir emperyalizm. Bugün karşı karşıya olduğumuz temel tercih yine bu. Sadece son birkaç yılda ABD dünyanın gözü önünde İsrail eliyle Gazze’de soykırım Lübnan’da işgal ve etnik temizlik yürüttü; İran’ı okul, hastane gözetmeksizin bombaladı; Venezuela devlet başkanını haydutça kaçırdı; Küba’ya uyguladığı ambargo ve ablukayı şiddetle ağırlaştırdı ve askeri operasyon planlıyor; Güney Amerika sularında kah balıkçı teknelerini bombaladı kah petrol tankerlerini kaçırdı; Suriye’yi NATO eliyle besleyip büyüttüğü iş birlikçi el-Kaidecilere teslim etti; Somali’yi, Irak’ı, Nijerya’yı, Suriye’yi, Yemen’i bombaladı. ABD, barbar sömürgeciliği, ırkçılığı, antikomünizmiyle, büyük sermaye ve yönetici elitlerin sahibi olduğu “dağınık ve irrasyonel” politik-iktisadi rejimiyle, yerli halkları soykırıma uğratırken kullandığı toplama kampları ve Siyahlara karşı geliştirdiği ırk yasalarının Nazilere ilham kaynağı olmasıyla ve İkinci Dünya Savaşı sonrası denazifikasyon yerine bizzat Nazileri her yerde işe almasıyla, bugünün Dördüncü Reich’i olarak nitelenebilir mi?
Lenin 1915’te “Ulusların ezen ve ezilen olarak bölünmesi… emperyalizmin özü buradadır… bu, emperyalizme karşı yürütülen devrimci mücadele açısından oldukça önemlidir” diye vurgulamıştı. Şimdi yakın tarihi, Losurdo’nun yaptığı gibi, sömürgecilik ve emperyalizm temeline kabaca oturtunca ortaya çıkan resme bakalım: 1917 Ekim Devrimi dünya ölçeğinde bir antisömürgeci devrimdi. Nazi Almanya’sı ve onun Doğu Avrupa’yı sömürgeleştirmek ve köleleştirmek planı ise 1917 devrimine karşı sömürgeci ve köleci bir karşı devrim girişimiydi. Stalin önderliğindeki Sovyetler Birliği bu karşı devrimi büyük kayıp........
