menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Futbol ve satranç

29 0
08.06.2026

Dünya Kupası başlıyor. Haftalar boyunca futbolun bütün yönleri ile konuşulacağı bir dönem yaşayacağız. Futbolun bütünüyle kâra dayalı bir endüstri haline gelmesinden bilet fiyatlarına, seyirci profilinin değişmesinden, üzerindeki politik oyunlara kadar pek çok konu masaya yatırılacak, tartışılacak. Tüm bunlara rağmen futbol en çok sevilen, izlenen spor olmaya devam edecek.  Buna karşın futbol pek çok entelektüel ve aydın tarafından küçümsenen bir spor dalıdır. Kimi zaman futbol seyircisinin geri bilinci de futbol eleştirisini içine serpiştirilir, bir zamanların İspanya ve Portekiz diktatörleri olan Franco’dan, Salazar’dan bu yönde sözler aktarılır. Onların uzun yönetimlerinin “sırları olarak açıkladıkları”, “Futbol, fado, fiesta” ve “Bana seksen bin kişilik bir uyku tulumu yapın” sözleri hatırlatılır. Oysa kapitalist sistemde futbol ve diğer spor dallarının öne çıkarılması veya geri itilmesi hem politik tercihlerin hem de ekonomik önceliklerin sonucudur ve spor dallarına ülkelerin içinde bulundukları genel ekonomik, politik ve sosyal koşullar dışında önem atfetmek pek doğru değildir. Stadyumların “uyku tulumu” olabilecekleri gibi, direniş meşalelerinin yakıldığı yerler de olabilecekleri, “Maçları seyircisiz oynatalım” önerilerine yol açacak platformlar olması gibi.

Bu yazıda futbolun ekonomisi ve siyaseti gibi konularla ilgilenmeyeceğiz. Dünya Kupası vesilesiyle bu konularda zaten pek çok yazı okuyacaksınız. Bu konular, yani futbolun ekonomisi ve siyaseti futbolun saha içinde ürettiği, özünden kaynaklanan sorunlar değildir. Bunlar doğrudan toplumsal sistemle ilgili sorunlardır ve futbola dışsal olarak dahil olmaktadır. Çözümünü de futbolun içinde değil, genel bir toplumsal alt-üst oluşla bulacaktır. Burada ele alacağımız konu ise sadece sahanın içi, yani futbolun kendisi olacaktır. Futbolun oynanış biçimi ve futbolcunun oyun içindeki konumu, bütün bunların satranç ile karşılaştırılması amaçlanacaktır. Neden satranç sorusunun yanıtı ise şu: Ortalama bir satranç oyuncusunun zekasından, düşünme yeteneğinden, oyun kurma gücünden şüphelenmeyiz. Ortalama bir satranç oyuncusu bu yeteneklere sahiptir. İlk birkaç hamlenin ardından oyunun sonunu hesaplayabilen büyük ustaların olduğunu da bilinir. Peki bir teknik direktörden, bir futbolcudan bunlar beklenebilir mi? Futbolcular genellikle vasat zekaya sahip, teknik direktörlerin oyun planlarını sahada uygulayan insanlar olarak nitelenir, onların zekaları ve kişisel donanımları dikkate alınmaz. Teknik direktörler ise, arada bir bazılarının dehasından söz edilse de genellikle futbolcudan bir basamak yukarıda kabul edilir ve onların da satranç oyuncusu gibi bir oyun planı vardır. Arada bir “futbol zekasına” sahip oyuncuların varlığı ve onların sergiledikleri yetenekten, futbolun seyir zevkini yükselten etkenler olarak söz edilir. Ama yine de futbol en popüler spor dalıdır ve taşıdığı sürprizler, özellikle denk güçlerin karşılaşmasında sonucu görmeden ne olacağının önceden kestirilememesi, zaman zaman büyük sürprizlerle karşılaşılması, bir oyuncunun olağanüstü bir yetenek sergilemesi bu oyuna olan ilgiyi canlı tutar. Ne de olsa “Top yuvarlak, saha düzdür ve maç sahada kazanılır, son düdük çalmadan sonuç ilan edilemez.” Dahası futbol satranca dönerse çok sıkıcı bir oyun olur.

Şimdi gelelim asıl konumuza: Satranç oyununda her taşın nasıl hareket edeceği bellidir. Taşlar oyuncu tarafından ve tek tek hamlelerle yönetilir. Piyon ilk hamlede iki kare ilerleyebilir, sonrasında tek kare ilerler, çaprazdan rakip taşı alabilir. Beyaz fil beyaz hatta, siyah fil siyah hatta çapraz olarak ileri geri hareket edebilir, ama önlerinin açık olması gerekir. At büyük ve küçük L şeklinde, ama rakip taşların üzerinden atlayarak hareket edebilir. Kale düz olarak önü açıksa yana ileriye çok kare katederek hareket edebilir, vezir ise düz ve çapraz olarak hareket edebilir. Şah ise tek karede düz olarak her yöne hareket edebilir, en büyük özgürlüğü rok yapmadadır, savunmasını daha sağlama alabilir. Bir piyon rakip oyuncunun son karesine ulaşırsa kale, fil, at biçimini alabilir, bir piyon şah olmaz vb.… Yani her taşın ayrı bir puanlama değeri vardır. Bütün bu taşlar oyuncunun oyun planına bağlı olarak hareket edebilirler ve bunun........

© Evrensel