menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bitmeyen siyasi hesaplar

20 0
28.08.2026

“Günlük siyasi hesaplar yerine ülkeyi ve milleti merkeze alan bir anlayışla hareket edildiğinde, Türk demokrasisi her türlü düğümü çözecek kapasite ve olgunluğa ziyadesiyle sahiptir.” Bu sözlerin sahibi Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır. Kendi ifadesi ile “Anadolu'nun kapılarının açıldığı şanlı zaferin 955'inci seneidevriyesinde” yani Malazgirt savaşının 955’inci yıl dönümünde bu sözleri Ahlat’ta söylemektedir. Eğer bu sözler; Saray rejiminin Erdoğan’ın siyasi geleceği uğruna “günlük siyasi hesaplar” yapmakla en fazla eleştirildiği bir dönemde söylenmese ve ülkeyi bu siyasi hesaplar uğruna içte demokrasisizliğe, dışta maceralara açık bir döneme mahkum ettiği koşularda sarfedilmeseydi, söylenenler belki farklı bir biçimde değerlendirilebilirdi.

Ülkede demokrasiye benzeyen bir yönetim biçiminin olmadığını, hukukun ve kanunların bir kişinin iki dudağı arasından çıkacak sözlere göre şekillendiğini, iktidarın altına imza attığı ve öncelikle uygulanacağını söylediği uluslararası hukuk kurallarını ayaklar altına aldığı gerçeği ancak görmezden gelinerek bu sözlerin doğru olduğu ileri sürülebilir. Bu sözler sarf edildiğinde AİHM Kavala’nın serbest bırakılmasına yönelik yeni bir karar almıştı. Saray’ın “hukuk sözcüsü” buna ancak “milli mahkemelerin” karar vereceğini bilmem kaçıncı kez açıklıyor, AİHM’ye “haddini” bildiriyordu. Demirtaş, Yüksekdağ, Atalay gibi siyasetçiler ise hâlâ içeride tutuluyor. Mahkemeler ise belediye başkanlarına ve çalışanlarına ceza yağdırmakla meşguller.

Saray’ın yargısı elbette bu kadarla yetinmiyor. Artık bir süredir işçiler ve mücadeleci sendikacılar da bu yargının saldırısı altında. Son zamanlarda haklarını arayan........

© Evrensel