Sınavlı ortaokul geliyor, devamsız öğrenciler okula sokulmayacak
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) öyle çalışıyor ki işi öğrenciyi okula sokmamaya ve diploma feshine kadar vardırdı.
MEB’in iki ajandası var: Dincilik ve paracılık. AKP bu iki konuda hız kesmeden devam ediyor. Son örneği 22 Şubat 2025 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren “Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” oldu. MEB’in resmi sitesinde duyurduğu haliyle, “Yönetmelik'te, merkezî sınav puanıyla öğrenci alan okulların belirlenmesi, mesleki ve teknik eğitim kurumlarına yönelik düzenlemeler, devamsızlıkla ilgili yeni kurallar ve öğretmenlerin görevlerine ilişkin güncellemeler yapıldı.”
Hafta içinde gazetede de bir kısmına yer verildiği üzere, Ortaöğretim Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikler arasında devamsızlık hakkını dolduranların okula sokulmaması, mesleki teknik eğitimde devamsızlıktan sınıf tekrarına kalanlara okula dönebilmeleri için bir işletme ile sözleşme yapma şartı, sınavla öğrenci alan okullarda görev yapan öğretmen ve idarecilere Milli Eğitim Akademisi şartı, nakillerin esnekleştirilmesi, sınavlı ortaokullar gibi çeşitli düzenlemeler yer alıyor.
Bugün yönetmelikte getirilen değişikliklerden sadece çocukların okul geçişleri, nakiller, devamsızlıklar ile ilgili olan bir kısmına odaklanmaya çalışacağım.
Sınavsız ve sınavlı ortaokul ayrıştırması: Partililere ve torpillilere nitelikli ortaokul mu?
Yönetmelikte çok dikkat çeken bir değişiklik ortaokullara yerleştirmede MAHALLİ YERLEŞTİRME şartının, özellikle de “nitelikli okullar” için delinmesine yönelik düzenleme getirilmesi sayılabilir. Bu düzenleme şu şekilde: “Bünyesinde ortaokul bulunan, merkezî sınav puanıyla öğrenci alan okulların ortaokul kısmına öğrenci alımı, yazılı veya sözlü sınav sonucuna göre yapılabilecek.”
Bu ne anlama geliyor? Partili, ayan eşraf, bürokrat çocuk ve yakınları bu tür okullara mahalle şartını aşarak, Türkiye’de geçmiş örneklerinde görüldüğü üzere, torpil-tanıdık etkisinin de rol alacağı şekilde yazılı veya sözlü sınavla geçişlerinin sağlanması mı olacak?
Maalesef, bu coğrafyada güç iktidar parti bürokrasi işleyişinin nasıl odluğunu herkes biliyor. Böyle bir uygulamanın nesnelliği (Tarafsız ve bilimsel bir şekilde gerçekleştirileceği) nasıl garanti edilecek? Müdürlerin neredeyse tamamının Eğitim-Bir-Sen üyesi olduğu dikkate alınırsa yazılı veya sözlü sınavla ortaokula öğrenci kabulünde çok farklı bir durum yaşanmayacağı yani ailevi siyasal kökeninin çok rol oynayacağı öngörülebilir.
Böyle bir uygulama ortaokullar arasındaki ayrışmayı çok daha derinleştirecek, fakir yoksul çocuklar mahalle şartıyla zaten fakir mahallelerine veya imam hatiplere mahkum hale getirilmişti, şimdi orta ve üst sosyoekonomik düzeydeki mahallelere doğru daha 9 yaşından yeni bir ayrıştırmanın, partili olan olmayan, tanıdığı güçlü olan olmayan, en masum haliyle başarılı olan olmayan ayrıştırmasının, buna yönelik bir mekanizmanın önü açılıyor demektir.
Öğrenci nakilleri: Ucu kayırmaya açık değişiklikler
Yönetmelik değişikliğinde maalesef ortaöğretim ve diğer okul türleri için de nakiller ucu açık hale getirilmiş bulunuyor. Örneğin “Yönetmelik'te yapılan değişikliklerle yetenek sınavıyla öğrenci alan güzel sanatlar ve spor liselerine kayıt hakkı kazanan ancak sınıf açılmaması nedeniyle kesin kayıt yaptıramayan öğrencilerin başka........
© Evrensel
