menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Açığından yatayına on milyonlarca diploma imtiyaz, iltimas, memleket meselesi

14 3
14.03.2025

Herkes hemfikir, diploma meselesi memleket meselesi, eğitim şart, niteliksiz veya yatay en azından bir diploma şart.

Şart da diploma meselesi çok çetrefilli bir mesele; sahtesinden, alınmışından, verilmişinden, niteliksizinden, niteliklisinden, hak edilmişinden, aynı zamanda imtiyaz, iltimas meselesi.

Not dolandırıcılığı, sınav dolandırıcılığı, yatay geçişler, MESEM, MTAL, İH, açık lise, MYO, AÖF, uzaktan, tezsiz, Suriyelilerin kabulü, yabancı kontenjanı, kadın kontenjanı, Kuzey Kıbrıs, Balkan, Türki, mahalli yerleştirme, ders programları… işin çok çeşidi ve boyutu olan makro haliyle tüm toplumun meselesi, yapısal sınıfsal bir mesele.

Biraz tarihinden ve çapından söz ederek bazı çıkarımlarda bulunalım.

Önce hepsi kıttı, neredeyse hiçbiri yoktu.

Eskiden, cumhuriyetin ilk yıllarında, Ali Okullarından alınırdı ilk sertifika, Teşkilatı Esasi kitabı da birlikte ellerine tutuşturulurdu.

Sonra halk eğitim merkezlerinden alınmaya başlandı ilkokul diploması. Köylerde, kasabalarda çoğunun bu diplomayı hak edip etmediği ayrı bir alay konusu olurdu. Muhtarlık için milletvekilliği için şarttı. Ehliyet için şart oldu.

1965’lerde, öyle bir şey yaşandı ki özel yüksekokullar, özel mühendislikler açıldı, birkaç yılda diş hekimliğinden inşaat mühendisliğine binlerce diploma verdi. Sonra bunları Anayasa Mahkemesi kapattı.

1990’lara, güncele gelirsek:

Üniversitelerde akademisyenler arasında diplomam var deyip diploması sahte çıkanlar olmuştu.

FETÖ’cülerin yabancı dil sınavlarında, KPSS’de, ÖSYS’de, hemen her yerde sınav yolsuzlukları olmuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın lise ve yüksek öğretim diploması olup olmadığı çok konuşuldu, konuşuluyor.

Eski Bakan Orgeneral Hulusi Akar’ın kızının 2002’de ABD’de biyoloji okurken Hacettepe Tıp Fakültesine yatay geçişi çok konuşuldu.

Sıra İmamoğlu’nda.

Şu ülkede sorunlarımızla ciddiyetle yüzleşebilsek belki yol alacağız da dejenerasyon ile deregülasyon birlikte iç içe gidiyor, battıkça batıyoruz. Diploma meselesi de Türkiye’nin sosyal yapısını ve yapısal dönüşümlerini farklı bir yandan gösteriyor.

Diploma meselesi, diplomanın niteliği meselesi çok boyutu olan, nasıl bir ülke ve toplum olunduğunu da gösteren önemli bir dünya ve memleket meselesini oluşturuyor.

İşin reel politik kısmı bir yana gerçekten diploma meselesi, yatay geçişlerden meslek yüksekokullarından tezsiz yüksek lisans programlarına çok boyutu olan sınıfsal ve güç ilişkilerini gösteriyor.

Diplomanın piyasada geçerliliği reel olarak çok öne çıkmış gözükse de diplomaların akademik bilimsel niteliği çok daha önemli bulunuyor.

Sahtekarlık işin niteliğinden başlıyor. 1945’lerden beri nicel ilerleme ile nitel gerileme iç içe gidiyor. Yatay geçişten başlayarak meselenin tarihi ve niceliğine dair birkaç noktaya daha değinelim.

Yatay geçişler ile ilgili Hulusi Akar’ın kızı ve İmamoğlu öne çıktı. 1990’lardan bugüne bu tür sayılar 100 binleri geçebilir.

Örneğin 2022 şubatında Ukrayna’da savaş patlak verdiğinde ortaya çıktı ki Harkov, Kiev, Odessa, Lviv, Sumi hemen her şehirde Türkiyeli öğrenci vardı, o zaman Ukrayna’daki sayılarının 5 binleri aşabileceği, bunların tahliye ve yatay geçişleri konuşuldu.

K. Kıbrıs’tan her sene kaç öğrenci Türkiye’deki bir üniversiteye geçiş yapıyor acaba Balkanlardan, Türki Cumhuriyetlerden, Belarus’tan vb.

YÖK’e düşen sorumluluk en azından bunların yıllara göre sayılarını açıklamasıdır. 100 binleri geçeceği tahmin edilebilir.

Yatay geçişler sadece yurt dışı ile sınırlı değil. Yurt........

© Evrensel